Ana sayfa Vergi Yurt dışındaki kira ödemeleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılır mı?

    Yurt dışındaki kira ödemeleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılır mı?

    Almanya’da yaşayan ve kirada oturan bir kişinin yurt dışında ödenen konut kirasının Türkiye’de elde ettiği kira gelirinin beyanında indirim konusu yapıp yapamayacağı hususu yanıtlanmıştır. Özelge gerekçesinde, “Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin 2 numaralı bendinde belirtilenler hariç olmak üzere, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirilmeleri gerektiği, bu vatandaşlarımızdan kesin dönüş yaparak Türkiye’ye yerleşenler ile bir takvim yılı içinde altı aydan daha fazla süreyle Türkiye’de oturanların ise tam mükellef esasında vergilendirilecekleri belirtildikten sonra, mükellefin çalışma ve oturma izni alarak altı aydan fazla bir süredir yurt dışında yaşadığı nedeniyle yurt dışında ödemiş olduğu kira bedellerini Türkiye’de elde etmiş olduğu kira gelirlerinden gider olarak düşmenin mümkün bulunmadığı ifade edilerek indirim kabul edilmemiştir.

    36
    0

    Türkiye’de bulunan evini kiraya verip kira geliri elde eden, İngiltere’de ikamet etiği eve ödediği kirayı yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim yapabilir mi? 

    Gelir İdaresi Başkanlığının 30.07.2013 tarih ve 38418978-120[74-13/4]-815 sayılı özelgesinde; Gelir Vergisi Kanunun 74’üncü maddesinde, gerçek gider yönteminin tercih edilmesi halinde gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının tespitinde hangi harcamaların gider olarak dikkate alınacağı hususunun düzenlenmiş olduğu, söz konusu maddede yurt dışında ödenen kira bedellerinin indirim olarak dikkate alınacağı hususunda herhangi bir hükme yer verilmediğinden hareket edilmektedir. 

    Buna göre, bir takvim yılı içerisinde elde edilen konut kira gelirinin ilgili yıl için belirlenen istisna haddini aşması halinde beyan edilmesi gerekmekte olup, ayrıca gelir vergisi kanununun 74’ncü maddesi çerçevesinde, yurt dışında ödenen kira tutarlarının Türkiye’de elde edilen kira gelirinden düşülmesinin mümkün bulunmadığı açıklanmaktadır.İSTANBUL YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASININ KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMA VE GÖRÜŞLERİ

    YURT DIŞINDA ÖDENEN KONUT KİRA GİDERİNİN G.M.S.İ BEYANINDA GELİR VERGİSİ MATRAHINDAN İNDİRİLMESİ

    1.GİRİŞ

    Ülkemiz vatandaşlarının yurt dışında sürdürdükleri çalışma yaşamları sonucu elde ettikleri kazançları gayrimenkul sahibi olmak üzere Türkiye’de değerlendirdikleri bilinmektedir. Bu kişiler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak oturma ve çalışma izni alarak ‘’Dar Mükellefiyet’’ kavramı içerisine girecek şekilde yurt dışında yerleşik olarak çalışmaktadır.

    Öte yandan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 74 üncü maddesinin 10 numaralı bendinde, sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konutun kira bedelinin safi iradın tespitinde gayrisafi irattan indirilebileceği konusunda düzenleme bulunmaktadır.

    Bu yazıda geçici görevle yurt dışında bulunanlar dışındaki yurt dışında çalışmak üzere orada ikamet eden “yurt dışındaki vatandaşlarımızın” Türkiye’de sahibi bulundukları gayrimenkulleri kiraya vermeleri durumunda, söz konusu olan indirim durumu tartışmaya açılmaktadır. Bu kişilerin Türkiye’de sahibi bulundukları konutları kiraya vermeleri durumunda kendilerinin yurt dışında kira ödemeleri halinde söz konusu kira bedellerini indirim konusu yapıp yapamayacakları hususu yazının konusunu oluşturmaktadır.

    Gelir idaresi Başkanlığı yukarıda belirtildiği şekilde kira giderinin gerçek usulde beyan esası seçilmesi halinde gayrimenkul sermaye iradı içinde yer alan konut kira gelirlerinden indirimini mümkün görmemektedir. Yazımızda bu konudaki yasa hükmü ile Gelir İdaresi Başkanlığının görüşüne ilişkin hususlar ele alınmakta ve Danıştay’ın konu ile ilgili bir kararı da dikkate alınmak suretiyle genel bir değerlendirme yapılmaktadır.

    2.GELİR VERGİSİ KANUNUNDA YER ALAN İLGİLİ HÜKÜMLER

    Konunun Gelir Vergisi Kanunu Tam ve Dar Mükellefiyet kavramı ile birlikte ele alınmasında yarar vardır.

    Bilindiği üzere Gelir Vergisi Kanunu’nun “Tam Mükellefiyet” başlıklı 3’ncü maddesinde; “Aşağıda yazılı gerçek kişiler, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler:

    1.Türkiye’de yerleşmiş olanlar,

    2.Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlar dolayısıyla gelir vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur kazanç ve iratları ayrıca vergilendirilmezler.)’’ hükmü yer almaktadır.

    Aynı kanunun 4’ncü maddesinde de; ikametgâhı Türkiye’de bulunanların veya bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.) Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

    Yine aynı Kanunun 6’ncı maddesinde; Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişilerin sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirileceği hükmüne yer verilmiştir.

    Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’nci maddesinde gayrimenkul sermaye iradının tarifi yapılmış ve bu kapsamda binaların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar da gayrimenkul sermaye iradı olarak sayılmıştır.

    Diğer taraftan aynı Kanununun 21’nci maddesine göre, Binaların mesken olarak kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde elde edilen hâsılatın belirlenen bir kısmı gelir vergisinden müstesnadır. İstisna haddi üzerinde hâsılat elde edilip beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, bu istisnadan yararlanılması mümkün değildir.

    Ticari, zirai veya mesleki kazancını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlar ile gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanlar bu istisnadan faydalanamazlar.

    Aynı Kanunun 74’ncü maddesinin 10 numaralı bendinde ise, sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konutun kira bedelinin (kira indirimi gayrisafi hasılattan bu maddenin 1 ila 9 ve 11 numaralı bentlerinden yazılı giderler düşüldükten sonra, kalan tutar üzerinden yapılır, kiranın indirilmeyen kısmı 88’nci maddenin üçüncü fıkrasının uygulanmasında gider fazlalığı sayılmaz.) Gayrisafi hasılattan indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

    Yukarıda belirtilen hükümler ele alınarak Gelir İdaresi Başkanlığının vermiş olduğu özelge, 210 no.lu Gelir Vergisi Tebliği ve 2016 yılı G.M.S.İ beyanname düzenleme kılavuzunda belirtildiği üzere bu indirime izin verilmemektedir.

    3.G.İ. B. ÖZELGELERİ

    Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilmiş bulunan 24.05.2010 tarih B.07. 1.GİB.4.34.16.01-GVK 74-128 sayılı Özelge ile bu konuda sorulan bir soru yanıtlanmış bulunmaktadır.

    Özelge’de Almanya’da yaşayan ve kirada oturan bir kişinin yurt dışında ödenen konut kirasının Türkiye’de elde ettiği kira gelirinin beyanında indirim konusu yapıp yapamayacağı hususu yanıtlanmıştır. Özelge gerekçesinde, “Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin 2 numaralı bendinde belirtilenler hariç olmak üzere, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirilmeleri gerektiği, bu vatandaşlarımızdan kesin dönüş yaparak Türkiye’ye yerleşenler ile bir takvim yılı içinde altı aydan daha fazla süreyle Türkiye’de oturanların ise tam mükellef esasında vergilendirilecekleri belirtildikten sonra, mükellefin çalışma ve oturma izni alarak altı aydan fazla bir süredir yurt dışında yaşadığı nedeniyle yurt dışında ödemiş olduğu kira bedellerini Türkiye’de elde etmiş olduğu kira gelirlerinden gider olarak düşmenin mümkün bulunmadığı ifade edilerek indirim kabul edilmemiştir.

    Gelir İdaresi Başkanlığının 30.07.2013 tarih ve 38418978-120[74-13/4]-815 sayılı indirimi red eden bir başka özelgesi daha mevcuttur. Bu özelgede Gelir Vergisi Kanunun 74 üncü maddesinde, gerçek gider yönteminin tercih edilmesi halinde gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının tespitinde hangi harcamaların gider olarak dikkate alınacağı hususunun düzenlenmiş olduğu, söz konusu maddede yurt dışında ödenen kira bedellerinin indirim olarak dikkate alınacağı hususunda herhangi bir hükme yer verilmediğinden hareket edilmektedir.

    Buna göre, bir takvim yılı içerisinde elde edilen konut kira gelirinin ilgili yıl için belirlenen istisna haddini aşması halinde beyan edilmesi gerekmekte olup, ayrıca gelir vergisi kanununun 74’ncü maddesi çerçevesinde, yurt dışında ödenen kira tutarlarının Türkiye’de elde edilen kira gelirinden düşülmesinin mümkün bulunmadığı açıklanmaktadır.

    4.DANIŞTAY KARARI

    Öte yandan Gelir İdaresi Başkanlığının beyanname düzenleme kılavuzu, tebliğ ve özelgeler vasıtasıyla açıkladığı yukarıda belirtilen görüşünün aksine Danıştay’ın vermiş olduğu aksine bir karar bulunmaktadır. Bu karar Danıştay 4’ncü Dairesi tarafından 07.03.2000 gününde verilmiş olup Esas 1999/2952, Karar 2000/871 sayılıdır.

    Danıştay’ın vergi mahkemesinin verdiği kararı onayladığı karar aşağıdaki gibidir.

    Gayrimenkul sermaye iradından dolayı gelir vergisi beyannamesi veren davacının yurt dışında ödediği kira gideri indiriminin kabul edilmemesi üzerine 1997 yılı için ikmalen gelir vergisi salınmış, fon payı hesaplanmış, kusur cezası kesilmiştir. Ordu Vergi Mahkemesinin 16.09.1998 günlü E:1998/40, K:1998/40 sayılı kararıyla; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 74’ncü maddesinin 10’ncu bendinde sahip oldukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konutların kira bedelini düşebileceklerinin belirtildiği, kiralanan gayrimenkulün Türkiye içinde veya dışında bulunmasının sonucu etkileyeceğine dair kanunda bir açıklık bulunmadığı, dosyanın incelenmesinden, yurt dışında işçi olarak çalışan davacının yurt dışında ikamet ettiği konut için 1997 yılında ödediği tutarın, istisnaya isabet eden kısmı düşüldükten sonra kalan kısmının yurt içinde tahsil edilen kira bedelinden indirilerek beyanname verildiğinin anlaşıldığı, yurt dışında işçi olarak çalışan davacının yurt dışında yerleşmiş kişi olarak kabulü mümkün görülmediğinden ve tam mükellefiyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, yurt dışında ödenen kira bedelini Türkiye’de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradından indirmesinin mümkün olduğu, bu durumda yapılan tarhiyatta isabet görülmediği gerekçesiyle vergi ve cezanın kaldırılmasına karar verilmiştir.

    Danıştay Kararı gerekçesinde kiralanan konutun yurt içinde veya yurt dışında bulunmasının önemli olmadığını vurgulandığı görülmektedir. Yine gerekçede yurt dışında işçi olarak çalışanların yurt dışında yerleşmiş kişi olarak kabulü mümkün görülmemiştir.

    5.PLATFORMDA YAPILAN GÖRÜŞMELER

    Türkiye’de konut kira geliri elde edenlerin bu gelirlerini beyan sırasında gerçek gider yöntemini seçmeleri halinde yurt dışında ödedikleri konut kirasını indirim konusu yapabilmeleri konusu platformda görüşülmüş ve aşağıda açıklanan değerlendirmelerde bulunulmuştur.

    Bir kısım platform üyeleri konunun Tam ve Dar Mükellef kavramları ile ele alınmasının doğru olmadığı, sadece GVK 74’ncü maddesi çerçevesi içinde yorumlanmasının daha doğru bir yaklaşım olduğu bu nedenle Danıştay’ın bu yöndeki gerekçesine katılmamakla birlikte çoğunlukla Gelir İdaresi Başkanlığının Gelir Vergisi Kanunun 74’ncü maddesinde ayırım yapılmamasına rağmen daraltıcı yorumla yurt dışında ödenen kira giderlerinin indirim konusu yapılmamasının hukuka uygun bulunmadığı ifade edilmiştir.

    Bu konuda Platform üyeleri çoğunlukla Danıştay kararını uygun bulmuş ve yurt dışında ödenen konut kira giderinin, kira geliri nedeniyle verilecek gelir vergisi beyannamesinde gerçek gider yönteminde indirimini doğru bulmuşlardır. GVK 74’ncü maddesinin açık hükmüne rağmen yasalarda getirilen hak ve vecibelerin daraltılıp genişletilmesinin ancak yargı kararları ile mümkün olabileceği idarenin böyle bir takdir hakkı olmaması gerektiği çoğunlukla kabul görmüştür.

    Sonuç olarak, Gelir İdaresi Başkanlığının Tebliğ, Özelge ve Rehberdeki görüşünün GVK 74’e uygun olmadığı ve Danıştay kararı yönünde yeni bir düzenleme yapılmasının doğru olacağı ifade edilmiştir.


    Kaynak: ismmmo,GİB
    Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


    BİR CEVAP BIRAK

    Please enter your comment!
    Please enter your name here