Ana sayfa YAZARLAR-YENİ Yapay Zekanın Hukuki Statüsü Hakkındaki Görüşler Üzerin Değerlendirme

Yapay Zekanın Hukuki Statüsü Hakkındaki Görüşler Üzerin Değerlendirme

58
0

Avukat Serdar DARAMA

s.darama@ozgunlaw.com


Son zamanlarda yapay zekâya sahip varlıkların gerçekleştirdikleri eylemler neticesinde cezai ve hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmayacağı büyük bir tartışma konusu haline geldi. Zira mevcut yapay zekâların pek çoğunun çalışma stili insan kontrolünde ya da her halükârda insan müdahalesi gerekli olacak şekilde tasarlansa da günümüz itibariyle artık yapay zekâya sahip varlıkların tam bağımsız (otonom) olarak tasarlandığını ve hiçbir şekilde insan müdahalesi olmaksızın faaliyette bulunabildiklerini, yalnızca bir kontrol mekanizması olarak insan müdahalesine açık olduklarını artık görmekteyiz.

Sürücüsüz otomobillerden, insansız silahlı hava araçlarına kadar artık birçok noktada tamamen otonom şekilde hareket edebilen yapay zekâya sahip varlıkların hayatımızda bu kadar yer edinmesi, bu varlıkların gerçekleştirdikleri fiiller neticesinde hukuki ve cezai sorumluluğun kimin üzerinde olacağı tartışmasını da bir süredir beraberinde getiriyor.

Ancak tartışmalar bununla da sınırlı kalmamalı, zira artık yapay zekâya sahip varlıların artık hiçbir insan müdahalesi olmaksızın, tamamen kendi iradeleri neticesinde fikri sınai ürünler dahi meydana getirebilmekte.

Bir fikri eserin sahibi, en genel tanımıyla onu meydana getiren kişidir. Bu eserin meydana getiriliş şekli söylenmesi, yazılması, tasarlanması veya programlanması gibi çeşitli şekillerde olabilir.  Eğer fikri eser çalışanlar tarafından meydana getirilmişse; meydana gelen eseri niteliği gereği hak sahipliği pozitif ve negatif yönde eğim gösterebilecekse, ürününün mülkiyet hakkı işverene ait olacaktır.

Ancak yapay zekâya sahip programların her geçen gün gelişmesiyle yeni bir hukuki tartışma ortaya çıkmıştır. Yapay zekâ meydana getirilen eserin fikri mülkiyet hakları kime ait olacaktır? Bu tartışmanın sebebi ise artık teknolojide gelinen noktada, hiçbir şekilde insan müdahalesi olmaksızın tamamen yapay zekâ tarafından bağımsız bir şekilde eserlerin meydana getirilebiliyor olmasıdır.

Buna örnek olarak beste yapabilen Amper isimli yapay zekâdan, şiir yazabilen Annie isimli yapay zekâyı ve EPO nezdindeki bir patent başvurusunda buluşçu olarak gösterilen DABUS isimli yapay zekâyı gösterebiliriz. Ancak henüz bir yapay zekânın ya da makinenin buluşçu olamayacağı gerekçesi ile bu başvuru EPO tarafından reddedilmiştir. Yapay zekânın ürettiği fikri sınai ürünler yapay zekâ adına tescil edilmesi veya bir şekilde yapay zekânın mülkiyetinde olması şuan için kamuoyunun doğru bir şekilde aydınlatma ve gerekli koruma sağlanmadığı taktirde bu alana gereken yatırımların yapılamayabileceği gerekçelerinden fazla bir nedene dayanamıyor.[1] Ancak ileride, yapay zekâ sahip varlıkların bir eşyadan ya da bilgisayar programından fazlası olduğunun kabulü ile; bu husus da hiç şüphesiz ki işçinin ya da akademisyenin ürettiği fikri sınai ürünlerin mülkiyetine ilişkin tartışmalardaki benzer gerekçeler ile tartışmaya açılacaktır.

Dolayısıyla artık hukuk doktrini tarafından öncelikle ve acil bir şekilde ele alması gereken, tamamen bağımsız bir şekilde fikri mülkiyet ürünü üretebilen ve hukuki ya da cezai sorumluluk doğurabilecek birtakım fiillerde bulunabilen yapay zekâların bağımsız bir özne olarak nasıl dikkate alınacağıdır. Zira mevcut hukuki mevzuatlar uyarınca yapay zekâlar ve yapay zekâya sahip varlıklar bir eşya ya da bir bilgisayar programından ibaret görülmektedir. Hiç şüphesiz ki meydana gelen ve gelecek problemlerin çözümü yapay zekâların bunlardan çok daha fazlası olduklarının kabulü ve ardından bu kabule uygun gerekli yasal zeminin oluşturulmasında saklıdır.

Mevcut Hukuki Durumda Yapay Zekâ Varlıklarının Statüleri

Öncelikle mevcut hukuki altyapıda yapay zekâ programları ve yapay zekâya sahip varlıkları nasıl bir hukuki statüye sahip olduğunu irdelememiz gerekiyor. Yapay zekâ yapısı gereği bir yazılım niteliğinde olup, Türk Hukukuna göre Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bilgisayar programlarına sağlanan koruma uyarınca korunmaktadır. Ayrıca Sınai Mülkiyet Kanunu m.82 uyarınca bilgisayar programlarının patent alamayacağı belirtilmişse de ABD ve AB doktrininde yaygın görüş yapay zekâ yazılımlarının patent konusu olduğu da görülmektedir. Buluş olarak kabul edilen bir yapay zekâ patentle korunabilecektir. Yine yapay zekâya sahip varlıklar ise hukuki statü olarak hala eşya olarak nitelendirilmektedir.

Ancak mevcut hukuki altyapı, artık çevresini algılama yeteneğine ve kendi iradesine sahip olan yapay zekâya sahip varlıkların gerçekleştirecekleri fiillerden doğacak sorumluluğun kimin üzerinde olacağı noktasında yeterli korumayı sağlayamamaktadır. Örneğin sürücüsüz bir şekilde, otomatik pilot halde seyredebilen bir aracın karıştığı kazada cezai ve hukuki sorumluluk kimin üzerinde olacaktır? Aracı üreten firmanın mı, araç sahibinin mi?

Dünya genelinde mevcut olan karayolları kanunlarında hala araç tanımı içerisinde sürücüyü barındıracak şekilde olduğu için, bu durumda sürücünün cezai sorumluluğunun gündeme gelmesi söz konusu olacak. 2018 yılında Amerika’da yaşanan bir kazada, UBER’in insansız aracı test sürüşü sırasında bir yayanın ölümüne sebebiyet verdi. İnceleme neticesinde aracın hem sürücülü hem sürücüsüz idare edilebilecek olmasından dolayı UBER sorumlu tutulmamış, kaza sırasında sürücünün müdahalede bulunması gerektiği belirtilmiştir.

Ancak ilerleyen dönemlerde mevzuatlarda gerçekleştirilecek değişiklikler ile, araçların trafiğe sürücüsüz olarak çıkabilmesinin önü açılacaktır. Bu durumda ise cezai sorumluluğun nasıl şekilleneceği ise büyük merak konusu.

Hukuki sorumluluk konusunda ise aynı örnekte sürücünün ve üreticinin sorumluluğu tartışılabilecekse de herhangi bir sürücüsü ya da kontrol edeni bulunmayan tamamen otonom çalışmakta olan yapay zekâlı varlıklar için bu tartışmaların sonu gelmeyecektir.

Bu tartışmaların artık çözüme bağlanması için öne sürülen birçok görüşe göre ise yapay zekâlı varlıkların, bir program ya da eşya niteliğindeki hukuki statüsünden çok daha fazlasına ihtiyaç duyuyor. Tavsiye edilen hukuki statü fikirlerinden bir kısmının, en azından günümüzde ve yakın gelecekte yeterli korumayı sağlayabileceğini düşünmekteyim.

Yapay Zekâya Sahip Varlığın “Kişi” Olarak Görülemeyeceğini Belirten ve Çözüm Önerisi Olarak Sigorta Usulünü Öneren Görüş

Bu görüşe göre yapay zekânın geldiği noktanın bir takım hukuki mevzuatta birtakım yenilikler getirilmesi gerektiği kabul edilse, yine de bu varlıkların eşya statüsünde kalmaya devam etmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu görüşe göre artık yapay zekânın tam otonom varlıklar haline gelmesinin doğuracağı hukuki sorumluluk onlara kişilik tanınarak ya da hukuki sorumluluk yüklenerek çözümlenmemelidir.[2] Yapay zekâya sahip varlıkların eşya statüsünü koruyacağı bu görüşe göre, yalnızca çeşitli sigorta ve teminat sistemleri ile birlikte yapay zekâlı varlıkların fiilleri neticesinde meydana gelen sorunlar çözülebilecektir. Ancak bu çözüm yolu yalnızca doğacak hukuki sorumluluğa kısıtlı da olsa bir cevap bulmakta olup, cezai sorumluluk açısından ise tamamen çaresizdir.

Yapay Zekâya Hukuki Statü, “Kişilik” Atfeden Görüşler:

Kölelik Görüşü

Bu görüş kaynadığını yine, modern hukukun her alanında olduğu gibi Roma Hukukunda buluyor. Roma hukukunda kölelerin durumu ayrıntılı incelendiğinde yakın gelecekte hayatımızın bir parçası olacağına inandığımız robotlar ile durumlarının benzerlik gösterdiği görülebilir. Köle bir çeşit kendi kendine düşünebilen, karar verebilen duygusal bir mal olarak tanımlanabilir. Aynı özellikler geleceğimizin robotlarında da görülecektir. Yani robotları hukuki durumları bakımından kölelerin teknolojik akrabaları olarak değerlendirmek mümkündür”. [3] Bu görüşe göre hem yapay zekâlı varlıklar hem de köleler “zekâ sahibi eşya olarak” nitelendirilmektedir.[4]

Bu görüşe gibi tıpkı köleler gibi akla ve iradeye sahip olduklarından hukuki işlemlerde bulunmalarının önü açılmalıdır. Ancak hak ehliyeti olmadıkları için, bu durumda kazanılan tüm haklar ve doğacak hukuki sorumluluk kölelerde olduğu gibi yine efendi de yani eşya sahibinde olacaktır. Cezai sorumluluk konusunda ise bu görüş yeteri kadar çözüm bulamamakta olup, ancak yapay zekâlı varlığın sahibinin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilmektedir.

Gerçek Kişi Görüşü

Otonom yapay zekânın bir eşya gibi düşünülemeyeceğini, kendi varlığının dahi bilincinde olan ve insanlarla aynı tür çeşitli özelliklere sahip olan yapay zekâ varlıkların da kişi olarak kabul edilmesi gerektiği görüşüne dayanır. Ancak bu görüşün hukuki bir altyapısının oluşturulması şu an için mümkün bulunmamaktadır. Zira tüm hukuki mevzuatlar gerçek kişiler fiziksel yapıya sahip insanlar olup, insanlar doğumları itibari ile hak ehliyetine sahip olmaktadırlar. Şu an için mevcut hukuki altyapıda bu görüşün yeri olmadığı gibi, yapay zekâ varlıkların şu anki durumu da bu denli bir devrimi gerektirmemektedir.

Tüzel Kişi Görüşü

Bu görüş uyarınca, yapay zekâların otonom ve bilişsel yapıları sebebiyle, asla gerçek kişi olarak kabul edilmeleri mümkün değildir.[5] Ancak hukuki statülerin yalnızca insanlara tanınmadığı belirtilerek, yapay zekâ bakımından tartışılan birçok problemin çözümü onları bir hukuki statü altında tanımak olarak gösterilmiştir. Zira tüzel kişilik; bir takım toplumsal, ekonomik ve birçok sebep ile insan dışında olan bir hukuki soyut kişiliktir. Bu görüş uyarınca, yapay zekâlara şirketlere olduğu gibi bir tüzel kişilik tanınması ve yine bu yöntem ile mülkiyete konu edilebilmesi amaçlanmaktadır.

Elektronik Kişilik Önerisi

Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komisyonu tarafından hazırlanan tavsiye niteliğindeki 27 Ocak 2017 tarihli raporda yer alan görüşlerden biridir. Bu görüş, otonom bir şekilde kendi kararlarını alabilen yapay zekâya sahip robotların sorumlu tutulabilmesi için ortaya atılmıştır. Elektronik Kişilik görüşü, mevcut hukuk sistemlerinde yer alan hukuki statülerden biri olmayıp, bu alanda tamamen yeni bir statü yaratılması gerektiğini belirtmektedir.[6] Zira Rapordaki görüşe göre, yapay zekâların verdikleri zarar nedeniyle hukuki sorumluluklarının bulunduğunun benimsenmelidir.[7]

Bu hukuki sorumluluk kapsamında ise, her yapay zekânın resmi bir sicile kaydedilmesi ve tazminat sorumluluğunun oluşması halinde yapay zekâ varlıklara özgü kurulan maddi fonlara başvurulması gerekeceği yönünde bir görüş de bildirilmiştir.[8]

DEĞERLENDİRME:

Gelişen yapay ve zekâ ve robotik teknolojisi ile, yapay zekâya sahip varlık üreticisinden tamamen bağımsız bir şekilde kararlar alarak hareket edebilmektedir. Bu fiiller neticesinde gerek yapay zekânın sahip olabileceği fikri mülkiyet hakları gibi birtakım haklar gündeme gelebileceği gibi, yapay zekânın fiillerinden ötürü hukuki ve cezai sorumluluğu da gündeme gelecektir.

Nasıl bir noktaya ulaşacağı öngörülemese de yapay zekâ teknolojisinin hızla geliştiği ve her geçen gün yapay zekâya sahip varlıkların bağımsız bilinci oluşturan insani özelliklere daha fazla sahip olduğunu görmekteyiz. Hal böyle iken durağan, yapay zekâya yalnızca bir eşya muamelesi yapan mevcut hukuki uygulamalardan derhal vazgeçilmesi gerektiği ortadadır.

Yapay zekâya sahip varlıklara insan ve tüzel kişi mülkiyetine tabi bir eşya olmaktan öte bir hukuki statü tanınmalı ve bu hukuki statünün gelişen yapay zekâ teknolojisi ile güncellenebilecek bir altyapıya sahip olması gerekmektedir.

Gerçek kişilik tanınması gerektiği görüşü, şu an için böylesine gereklilik olmadığı gibi henüz hayali bir noktadadır. Tüzel kişilik görüşü ise, bir takım hukuki sorumluluklar noktası faydalı bir çözüm olabilecekse de devamlı gelişmekte olan yapay zekâ teknolojisi karşısında kısa bir süre içerisinde yetersiz bir statü konumuna geleceğini tahmin ediyorum.

“Elektronik Tüzel Kişilik” görüşü ise, tamamen yeni bir hukuki statü yaratılması anlamına geldiğinden ve henüz bu yönde atılmış bir adım olmadığı için uygulanabilirliği düşük bir ihtimal gibi görünse de mevcut ve geleceği muhtemel olan tüm hukuki problemlere çözüm getireceği için en tutarlı ve uygulanabilir görüş olduğu kanaatindeyim. Zira Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komisyonu’nun Raporunda, elektronik tüzel kişiliğin, aynen tüzel kişilerde olduğu gibi bir sicile kaydedilmesini öngörmekte ve sigorta fonu görüşünde olduğu gibi tazminat sorumluluğu için ise oluşturulacak maddi fona başvuru öngörülmektedir. Bu statü ile yapay zekâ borç altına girebilecek, fikri mülkiyet ürünleri sahibi olabilecek, patent buluşçusu ve hatta sahibi olabilecektir. Bunun yanı sıra verdikleri zararlar kapsamında hukuki sorumlulukları gündeme gelecektir. Yani şirketler için nasıl yasal kişilik hak ve sorumluluklar anlamına geliyorsa, aynı mantık yapay zekâya sahip varlıklar açısından da geçerli olacaktır.

Şahsi kanaatim ise, çözüme en yakın görüşün “Elektronik Tüzel Kişilik” statüsü olmakla birlikte, bu görüşün revize edilmesi gerektiğidir. Bu kapsamda, elektronik tüzel kişilerin aynen tüzel kişilerde olduğu gibi tüzel kişi ya da gerçek kişi pay sahipleri olabilmesi gerektiğini, elektronik tüzel kişi siciline kayıt için şartlardan birinin her bir kişi özelinde teminat olarak yatırılması gereken bir nakdi ücretin şart koşulmasını (sigorta fonu görüşünden farklı olarak her bir elektronik tüzel kişi adına, bir nakdi teminatın yatırılması gerektiğini düşünmekteyim) ve hukuki sorumluluk halinde bu nakdi teminattan karşılanması öngörülebilir. Bu teminat tutarının tekrar tamamlatılmadığı durumda ise elektronik tüzel kişi kaydının sicilden terkin edilerek tüzel kişiliğe ve faaliyetlerine son verilmesi söz konusu olabilecektir.

Av. Serdar Darama

Kaynaklar:

1. Mustafa Zorluel, Yapay Zekâ ve Telif Hakkı, s.333

2. Seda Kara Kılıçarslan, Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar, s.378

3. Taşdemir; Özbay; Kireçtepe, Robotların Hukuki ve Cezai Sorumluluğu üzerine bir deneme, özet

4. Taşdemir; Özbay; Kireçtepe, Robotların Hukuki ve Cezai Sorumluluğu üzerine bir deneme, s.804

5. Seda Kara Kılıçarslan, Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar, s.379

6. https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/A-8-2017-0005_EN.html

7. Seda Kara Kılıçarslan, Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar, s. 380

8. Seda Kara Kılıçarslan, Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar, s. 380 (ERSOY, s.89)

Çağlar Ersoy; Robotlar, Yapay Zekâ ve Hukuk

Doç. Dr. Armağan Ebru Bozkurt Yüksel; Buluşçu Yapay Zekâ ve Patent Hukuku


Kaynak: Stajyer Av. Serdar Darama – İçerik, Ozgun Law firmasının özel izni ile yayınlanmıştır.
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Şekil Şartlarına Uyulmasa Dahi Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Kazandığı Haller
Genel Kurul Kararının İptali Davasının Kötü Niyetle Açılması ve Teminat Yükümlülüğü
Franchise Sözleşmelerinde Markanın İadesi Yükümlülüğü
İkale Sözleşmesi Ve Bu Sözleşmede Makul Yarar Kavramı 
Rekabet Hukukunda Covid-19 Etkileri. Stj. Av. Serdar Darama
Yargıtay Kararları Çerçevesinde Tahkim Sözleşmesinin/Şartının Geçerliliği (Stj. Av. Serdar Darama)
Kanun Dışı Grevin Kapsamı, Tespiti ve Hukuki Sonuçları (Stj. Av. Serdar DARAMA)
Rekabet Hukukunda Yatay İşbirliği Anlaşmaları Çerçevesinde Bilgi Değişimi (Stj. Av. Serdar Darama)

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here