Ana sayfa Hukuk Tek Taraflı Ve Çift Taraflı Trafik Kazalarında Sigortacıdan Talep Edilebilen Destekten Yoksun...

Tek Taraflı Ve Çift Taraflı Trafik Kazalarında Sigortacıdan Talep Edilebilen Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

1029
0

Tek Taraflı Ve Çift Taraflı Trafik Kazalarında Sigortacıdan Talep Edilebilen Destekten Yoksun Kalma Tazminatı 

Sigorta sözleşmeleri Türk Ticaret Kanununda şu şekilde tanımlanmıştır;
“Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da …. bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.’’
Tanıma göre sigortacı, prim karşılığında sigortalının bir menfaatinin zarara uğraması halinde bunu tazmin etmeyi yüklenmektedir.
Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesi araç işleteni ile sigortacı arasında imzalanmakta ve Karayolları Trafik Kanunun 91. Maddesi uyarınca, motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğraması tehlikesine karşı işletenlerin muhatap olabileceği tazminat ödemelerini – manevi tazminat hariç- teminat altına almaktadır.
Bir trafik kazasından zarar gören üçüncü kişi kusursuz sorumluluk prensipleri uyarınca araç işletenine, kusuruna göre araç sürücüsüne, işletenin karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortacısına, şartlar oluşmuşsa güvence hesabına zararın tazmini için başvurabilir.
Buna göre sigortacı işletenin üçüncü kişilere vermiş olduğu zararı teminat altına almıştır. İşleten ile sürücünün farklı kişiler olması halinde sigortacının teminat altına aldığı kişi sürücü değil yalnızca işletendir.

İşleten Kavramı
İşleten karayolları trafik kanununda şu şekilde tanımlanmıştır;
‘’ Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. ’’
Yapılmış olan tanıma göre işleten genellikle araç malikidir. Araç işleteni ve araç sürücüsü aynı kişiler olabileceği gibi farklı kişiler de olabilmektedir. Karayolları trafik kanununda sürücü şu şekilde tanımlanmıştır; ‘’Karayolunda, motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişidir.’’
Görüleceği üzere karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası aracın trafik kazasına karışması sonrasında üçüncü kişilerin araç malikine (işletenine) yöneltebileceği maddi tazminat taleplerini teminat altına alarak araç işleten (maliki) açısından bir koruma sağlamaktadır. Araç sürücüsünün araç maliki olmaması halinde araç sürücüsüne karşı üçüncü kişilerin yöneltebileceği talepler sigortacı tarafından teminat altına alınmamıştır.
Araç sürücüsü başkasının mülkiyetinde bulunan bir araç ile üçüncü kişilere zarar verirse üçüncü kişiler kusuru oranında araç sürücüsünden maddi ve manevi taz
minat talep edebilmektedirler. Yine üçüncü kişiler sürücünün kusuru oranında araç işletenine veya araç malikinin karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortacısına başvurarak maddi zararının tazminini isteyebilirler. Bu durumda zararı tazmin eden sigortacı kazaya sebebiyet veren araç işleteni olmayan araç sürücüsüne kusuru oranında rücu edebilmektedir. Zira araç sürücüsü ile araç işleteninin sigortacısı arasında herhangi bir sigorta sözleşmesi imzalanmış değildir.
Araç işleteninin (malikinin) aynı zamanda sürücü olduğu bir trafik kazasında ise üçüncü kişilere ödeme yapan sigortacı araç işletenine (malikine) ancak belirli şartlar halinde (sigortalının kastı ya da ağır kusuru, aracın alkollü ya da uyuşturucu madde etkisi altındayken kullanılması vb Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları B.4. maddede sayılan haller) rücu edebilmekte araç işleteni (maliki) %100 kusurlu dahi olsa sigortacı araç malikine rücu edememektedir.
Bu sonuç sigortacının almış olduğu prim karşılığında, sigortalının üçüncü kişilere vereceği zararı tazmin etmeyi teminat altına almasından kaynaklanmaktadır. Her durumda sigortacının sigortalısına kusuru oranında rücu edebileceğinin kabul edilmesi halinde sigorta sözleşmesi imzalamanın hukuki faydası kalmayacaktır.

Üçüncü Kişi Kavramı
Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının A.3 başlığında açıklandığı üzere üçüncü şahıslara verilen zararın sigortalıya (araç işletenine) düşen sorumluluğu teminat altına alınmaktadır. Tanımda bahsedilen üçüncü kişilerin kim olduğunun incelenmesi gerekmektedir.
Araç işleteni üçüncü kişi sayılmamaktadır. Tek taraflı trafik kazasında işletenin kendisinin uğramış olduğu bedensel zarar işletenin kendisinin taraf olduğu Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası tarafından karşılanmamaktadır. Ancak çift taraflı trafik kazası oluşmuşsa işleten diğer aracın işleteninin kusuru oranında diğer aracın Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortacısına başvurabilmektedir. İşletenin kendi kusuruna denk gelen kısım için ise ancak varsa ve şartları oluşmuşsa bedensel zararlarda ferdi kaza sigortası teminatına, aracında meydana gelen hasarlar için ise kasko sigortasına başvurulabilmektedir.
Araç işleteninin eşi, usul ve füruu, kardeşleri üçüncü kişi kapsamındadır. Buna göre araç işleteninin aynı zamanda araç sürücüsü olduğu bir araçla tek taraflı ve araç işleteni ve sürücüsünün %100 kusuru ile oluşan trafik kazası sonucunda araçta bulunan araç işleteninin eşi vefat etmiş olabilir. Bu durumda araç işleteni eşinin ölümü üzerine eşinin desteğinden yoksun kaldığı iddiası ile sigortacısına karşı başvuruda bulunamaz. Zira sigortacı işletenin üçüncü kişilere karşı vermiş olduğu zararı teminat altına almış işletenin kendisinin uğradığı zararı teminat altına almamıştır.
Bir başka örnekte ise araç işleteni ve sürücüsü Erol, eşi ve iki çocuğu ile yolculuk yaparken araç sürücüsü ve işleteni Erol’un kendi kusuru ile trafik kazası geçirmesi üzerine araçta bulunan iki çocuk vefat etmiştir. Bunun üzerine Erol ve eşi karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortacısına çocuklarının desteklerinden yoksun kaldıklarını iddia ederek dava açmışlardır. Yargıtay Erol’un talebini üçüncü kişi olmadığından reddetmiştir. Sigortalı Erol’un eşi ise üçüncü kişi sıfatıyla (Erol ve sigortacı arasında imzalanan sigorta sözleşmesine göre üçüncü kişidir) hak sahibidir ve çocuklarının ölümü dolayısıyla çocuklarının desteğinden yoksun kalmıştır. Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, sigortalının (Erol’un) üçüncü kişilere (çocuklar üçüncü kişi kapsamındadır) vermiş olduğu zararı sigorta limitleri dâhilinde karşılamakla yükümlüdür. Öte yandan sigorta ettirenin eşi ve çocuklarıyla birlikte  sigortalı araçta birlikte yolculuk yapmalarında sigorta ettirenin maddi ve manevi menfaati bulunduğundan bir hatır taşıması da söz konusu değildir.
Sigortacı eşe yapacağı ödeme sonrasında kazada kusurlu olan sürücü Erol’a rücu edememektedir. Zira sigortacının sigortalısına rücu edebileceği ihtimaller (sigortalının kastı ya da ağır kusuru, aracın alkollü ya da uyuşturucu madde etkisi altındayken kullanılması vb Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları B.4. maddede sayılan haller) sınırlı sayıdadır. Ancak sigortacı kazanın oluşumunda sigortalısı dışında başkalarının kusuru var ise bu kişilere kusurları oranında rücu edebilmektedir.
Yine bu şekilde oluşmuş bir trafik kazasında çocukların annelerinin ölmesi halinde çocuklar annelerinin desteğinden yoksun kaldıkları iddiası ile sigortacıdan destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
Sürücünün velayeten oğlu adına açtığı davada oğlu üçüncü kişidir. Davacının araç kullandığı sırada yolcu olarak araçta bulunan oğlu yaralanmıştır. Davacı sürücü velayeten oğlu adına sigortacıya dava açmıştır. Sigorta şirketi yaralanma sebebiyle uğranılan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Araç sürücüsü üçüncü kişi sayılmaktadır. Ancak araç işleteninin aynı zamanda araç sürücüsü olduğu durumda araç sürücüsü üçüncü kişi sayılamaz. Zira sigorta sözleşmesi araç işleteni ile sigortacı arasında imzalanmıştır.
Başkasının işleten (araç maliki) olduğu bir araçla %100 kusur ile tek taraflı olarak kaza yaparak vefat eden araç sürücüsünün yakınları araç işleteninin karayolları motorlu araçlar zorunlu mali Sorumluluk (Trafik) sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.2.2012 gün ve 2011/17-787 E. 2012/92 K. sayılı kararında ‘’Destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Şu hale göre; işleten murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.” denilmiştir.
Ancak sigortacı ödediği bedeli kazadan sorumlu olan sürücüye, sürücü ölmüşse mirasçılarına rücu edebilmektedir. Bu durumda ödenen bedel geri alınmış olmaktadır.
Araç işleteni olmayan sürücünün %100 kusuru ile tek taraflı meydana gelen kazada sürücünün eşi ve çocukları vefat etmiştir. Sürücü eşinin ve çocuklarının desteğinden yoksun kaldığı iddiası ile araç işleteninin sigortacısına destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur.
Aracın sürücüsü sigortacı karşısında üçüncü kişi kabul edilmemiş zarar sorumlusu olduğu belirtilmiştir. Hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak tazminat talep edemeyeceği ilkesinin bir sonucu olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sürücünün kusurunun destekten yoksun kalan kişilerin açtığı davada gözetilemeyeceği zira sürücünün (desteğin) ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan hayatta kalanlar üzerinde hak doğduğu, bu zarardan doğan hakkın desteğe (sürücüye) ait olmadığı, onun kusurunun da bu hakka etkili olmayacağı yukarıda bahsedilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.2.2012 gün ve 2011/17-787 E. 2012/92 K. Sayılı kararında açıklanmıştı.
Yukarıda bahsedilen Yargıtay uygulamalarından sonra 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının A.6. d bendine göre;
” Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri,’’
destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri, teminat kapsamı dışında tutulmuştur.
Bu nedenle Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından 01.06.2015 tarihinden sonra meydana gelen tek taraflı trafik kazasında %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü E.K’in tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında tutulmamış, E.K’in ölümü sebebiyle anneleri ve babalarına destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
01.06.2015 tarihinden önce gerçekleşen trafik kazalarında yukarıda açıklanmış olan durumlarda destekten yoksun kalma tazminatı ödemeleri yapılmaktayken, 01.06.2015 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazalarında Yargıtay tazminat talebini reddetmiştir.
Yargıtay’ın kararının sürekli olarak uygulanabilir olup olmayacağı ya da Yargıtay’ın içtihat değiştirip değiştirmeyeceği ise gelişen süreçte gözlenecektir.

Detaylı Bilgi İçin; Avukat Oğuzcan Görgöz o.gorgoz@ozgunlaw.com

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here