Ana sayfa Vergi Aboneliği Şirket Adına Olmayan Su Ve Elektrik Faturaları Gider Yazılabilir mi?

    Aboneliği Şirket Adına Olmayan Su Ve Elektrik Faturaları Gider Yazılabilir mi?

    1535
    0

    Aboneliği şirket adına olmayan su ve elektrik faturalar GİDER YAZILABİLİR Mİ?
                    Kiracı olarak faaliyet gösterilen ancak ilgili adreste faaliyete geçilmesine rağmen elektrik, su ve doğalgaz abonelik sözleşmelerinin sehven yenilenmemesi nedeniyle, kurumlar tarafından düzenlenen faturada gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı, söz konusu su giderinin normal gider olarak mı yoksa kanunen kabul edilmeyen gider olarak mı dikkate alınacağı, su ödemesine ilişkin düzenlenen senetler mukabili ödenecek vade farkının gider olarak kaydedilip kaydedilemeyeceği,

    Aboneliğin yeni kiracı şirkete ait olmasına rağmen şirketin elektrik kullanımlarını içeren ve ilgili kurum tarafından farklı bir abone numarası baz alınarak düzenlenen ancak adres bilgisi farklı görünen elektrik faturalarının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı ile bu faturalara ait katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağına ilişkin açıklamalar aşağıda belirtilmiştir.

    1-KDV YÖNÜNDEN
    3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun,
                    1/1 inci maddesinde; Türkiye’de ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu, 10/g maddesinde; vergiyi doğuran olayın su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri enerji dağıtım veya kullanımlarında bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesi anında meydana geldiği,

                    29/1 inci maddesinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri,

                    29/3 üncü maddesinde; indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,

                    34/1 inci maddesinde; yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

                    Bu hüküm ve açıklamalara göre, işyerinde kullanılan ancak abonelik kaydı başkası adına kayıtlı olan su aboneliğine ilişkin kullanım bedelinin faaliyette bulunduğunuz işyerine ait olduğunun ve işle ilgili olarak kullanıldığının tevsik edici belgelerle ispatı halinde bu belgelere dayalı giderlerle ilgili olarak yüklenilen KDV indirim konusu yapılabilir.

                Diğer taraftan geçmiş dönemlere ait olan, ancak toplu olarak daha sonraki yıllarda tahakkuk ettirilen su kullanım bedellerinin tahakkuk ettirildiği takvim yılı aşılmamak şartı ile bunlara ilişkin vesikaların kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilecektir.

    2-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
    5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

    Aynı Kanunun 11 nci maddesinde ise; “Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin yapılması kabul edilmez:
                    …
    d) Bu Kanuna göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri.  …”
    hükmü yer almaktadır.

    Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespit edilmesi sırasında indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendiyle ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.

    Anılan bent hükmü uyarınca, yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup, bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün değildir.

    Aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde indirilecek giderler sayılmış olup bu maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendine göre, işle ilgili olmak şartıyla mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar ticari kazancın tespitinde indirilecek giderler arasında sayılmıştır.

                    Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir.

    Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Bu esas dikkate alındığında, bir gelir unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

    Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır.

    Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (B) fıkrasında, Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.” denilerek vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği belirtilmiştir.

    Buna göre; Kiracı olarak faaliyette bulunulan işyerinin aboneliği eski kiracı adına kayıtlı olan elektrik ve su bedellerinin;
    – Faaliyette bulunulan döneme ve işyerine ait olması,
    – Ticari faaliyet ile ilgili olarak kullanılmış olması
    – Mevcut kiracı tarafından ödendiğinin ilgili kurumlardan alınacak belgelerle kati olarak tevsiki kaydıyla, söz konusu tutarların tahakkuk ettiği dönem itibarıyla kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

                    Diğer taraftan, süresinde ödenmeyen su tüketim bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle uygulanan vade farkları işle ilgili olarak mukavelenameye göre ödenen tazminat niteliğinde olacağından, kurum kazancının tespitinde normal gider olarak dikkate alınabilecektir.

    Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı

    Yasal Uyarı: Bu yazıdaki bilgiler sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen bilgilerden yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgilerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.

    BİR CEVAP BIRAK

    Please enter your comment!
    Please enter your name here