Paşa – Muhasebe News https://www.muhasebenews.com Muhasebe News Mon, 01 Jul 2019 13:26:42 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.3.3 Gazi Osman Paşa Kimdir? https://www.muhasebenews.com/gazi-osman-pasa-kimdir/ https://www.muhasebenews.com/gazi-osman-pasa-kimdir/#respond Tue, 02 Jul 2019 09:45:52 +0000 https://www.muhasebenews.com/?p=53720 Gazi Osman Nuri Paşa
(D. 1832, Tokat – Ö. 5 Nisan 1900, İstanbul), Osmanlı Ordusu’nda askerlik görevi boyunca birçok savaşta başarılı sonuçlar almış, Plevne Muharabeleri’ndeki üstün savunmasının ardından Sultan II. Abdülhamid tarafından “Gazi” unvanına layık görülmüş, o günden bugüne Gazi Osman Paşa olarak da anılan Türk asker.

Hayatı

Yağcıoğulları ailesinin bir bireyi olarak 1832’de Tokat’ta doğan Osman Paşa, Beşiktaş’taki Askerî Rüştiye’de ve Kuleli Askerî İdâdîsi’nde okudu. Kara Harp Okulu’nu yirmi yaşında ikincilikle bitirdi ve Harp Akademisine girdi. Kırım Savaşı’nın çıkması üzerine Tuna cephesine gönderildi. Burada dört yıl kalarak, teğmen rütbesine, savaşın sonunda ise yüzbaşı rütbesine terfi etti.

Askeri kariyeri

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’nde çalıştığı zamanlarda Osmanlı Devleti’nin nüfus sayımı ile kadastro usulünde haritasının çizilmesi kararlaştırıldığından, Bursa ilinden başlanması üzerine bu göreve askeri temsilci olarak tayin edildi. 1861 yılında Teselya’da, Yenişehir’de ve Cebel-i Lübnan’da görev aldı. Girit İsyanı’nın başlaması üzerine Girit’e tayin edildi. 1866’da Girit’teki çalışmalarından dolayı Müşir Ömer Lütfi Paşa’nın takdirini kazanarak miralay rütbesine terfi etti.

Yükselişi

Bir süre sonra Yemen’e gönderilen Osman Paşa buradaki görevlerinin ardından Paşa rütbesiyle 1875 yılında Rumeli’de bulunan 5. Ordu’ya bağlı Manastır Fırka Komutanlığı’na tayin edildi. Buradaki başarılı çalışmalarından dolayı Ferik rütbesine terfi etti. 27 Haziran 1876 tarihinde Sırbistan Prensliği’nin, Osmanlı İmparatorluğu’na ültimatom vermesi sebebiyle başlayan 1876-1877 Osmanlı-Sırp Savaşı sırasında, Vidin Komutanlığı’na atandı. Emrindeki birliklerle İzver tepelerini ve Zayçar kasabasını ele geçirdi. Sırp Ordusu düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başlayınca Belgrad yönünde harekâta devam etti. Ancak Serasker’in emri üzerine durdu.

Plevne Savunması

« «Sen benim yüzümü ağarttın. İki cihanda da yüzün ak olsun!» – II. Abdülhamid’in Osman Paşa’nın Plevne Savunması için söylediği söz »

En büyük başarısı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki Plevne Savunması oldu. 145 günlük savunmadan sonra kuşatmayı yarmak amacıyla giriştiği huruç hareketi sırasında şehir çıkışında yaralandı ve esir düştü. Rus Çarı II. Aleksandr bizzat teselli etti. Rus Çarı, onun esir düşmesine rağmen teslimiyet sembolü olan kılıcını almadı. Müdafaa hattı stratejileriyle esir bulunduğu dönemde hem Rus Çarı, hem de dönemin komutanları tarafından örnek alındı. Bir süre Bugot, Bükreş, Harkof ve Saint Petersburg’da esaret hayatı yaşadı. Rus Çarı tarafından kendisine kahramanlığını takdir amacıyla çifte kartal nişanı verildi.

Saray’daki hizmetleri

Plevne Savunması’nda esir düşmesine rağmen gösterdiği başarı ve kahramanlık nedeniyle II. Abdülhamid tarafından 1878 yılında Gazi unvanı verilerek, Müşir rütbesine terfi ettirildi. II. Abdülhamid, Osman Paşa’nın İstanbul’a dönüşü için Serasker Müşir Rauf Paşa’yı “Yaver-i Ekrem ve Fevkalade Sefir-i Kebir” payeleriyle Sankt-Peterburg’a gönderdi. İstanbul’a gelişi (12-13 Mart 1878) muhteşem bir törenle kutlandı.

İstanbul’a döner dönmez, 14 Mart 1878 tarihinde Hassa Müşirliğine getirildi. Ölümünün sonuna kadar bu makamda kaldı. 1878-1880, 1880-1881, 1881-1885 yılları arasında olmak üzere üç dönem seraskerlik yaptı. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda Osmanlı Ordusu kumandanı Edhem Paşa’dan harbe dair kesin bir cevap gelmemesi ve basında Yunan galibiyetinden bahsedilmesi üzerine 23 Nisan 1897 tarihinde başmüfettiş sıfatıyla hareketi yürütmek üzere savaş yerine gönderildi. Hayatının son dönemlerinde Mabeyn Müşiri görevini de yürüttü.

Vefatı

5 Nisan 1900 tarihinde 68 yaşında vefat etti. Türbesi, onu çok seven ve saygı duyan Padişah II. Abdülhamid tarafından yaptırıldı. Bugünkü istirahatgahı olan Fatih Camii avlusuna gömüldü.

Hatırası

Türkiye’de bazı illerde Gazi Osman Paşa hatırasına inşa edilmiş ya da ismi verilmiş yapıtlar bulunmaktadır. Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Stadyumu bulunmaktadır. Yine bunlarla birlikte Osman Paşa’nın hatırasını yaşatmak için ismi İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesine, Tokat’ın Gaziosmanpaşa kasabasına ve futbol takımı Gaziosmanpaşa’a, birçok ilde sokak, cadde ile hastane, okul gibi yerlere verilmiştir.

Plevne Marşı

Ölümünün ardından Plevne Savunması’nda Osmanlı birliklerinin komutanlığını yapan Osman Paşa anısına “Plevne Marşı” bestelenmiştir.

 

 


Kaynak: Vikipedia
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


 

]]>
https://www.muhasebenews.com/gazi-osman-pasa-kimdir/feed/ 0
Mimar Sinan’ın Rüstem Paşa Camii, İstanbul (Sanat Tarihi / İslam Dünyasında Sanat) https://www.muhasebenews.com/mimar-sinanin-rustem-pasa-camii-istanbul-sanat-tarihi-islam-dunyasinda-sanat/ https://www.muhasebenews.com/mimar-sinanin-rustem-pasa-camii-istanbul-sanat-tarihi-islam-dunyasinda-sanat/#respond Fri, 21 Jun 2019 06:00:00 +0000 https://www.muhasebenews.com/?p=61490  

 

 


Kaynak: KHAN Academy Türkçe Youtube Sayfası
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


 

]]>
https://www.muhasebenews.com/mimar-sinanin-rustem-pasa-camii-istanbul-sanat-tarihi-islam-dunyasinda-sanat/feed/ 0
Ziya Paşa https://www.muhasebenews.com/ziya-pasa/ https://www.muhasebenews.com/ziya-pasa/#respond Fri, 17 May 2019 13:15:35 +0000 https://www.muhasebenews.com/?p=58409 Ziya Paşa

(D. 1829, İstanbul – Ö. 17 Mayıs 1880, Adana),
Türk yazar, şair ve devlet adamı. Asıl ismi “Abdülhamid Ziyaeddin“dir.

19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin en önemli devlet adamlarından birisidir ve en çok eser veren Tanzimat çağı yazarlarındandır.Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır.

Sultan Abdülaziz döneminde Avrupa’ya kaçarak Genç Osmanlılar arasına katılmış ve gazete çıkararak devrin hükûmeti ile mücadele etmişti; yurda dönüşünde çeşitli valiliklerde bulunmuş ve son görev yeri olan Adana’da hayatını yitirmiştir.

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

gibi kimi beyitleri darb-ı mesel olmuştur.

Adana’da 1950’li yıllarda ana cadde işlevi kazanan işlek yol, adını Ziya Paşa’dan alır.

Hayatı

1829 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, Galata Gümrüğü’nde kâtiplik yapan Erzurum’un İspir ilçesinin Kerab köyünden Ferideddin Efendi, annesi Itır Hanım’dır. Asıl adı “Abdülhamid Ziyaeddin’” dir.

Öğrenimine Kandilli’de başladı; Süleymaniye yakınlarındaki “Mekteb-i Ulum-i Edebiye”’de devam etti.Özel derslerle Arapça ve Farsça öğrendi.

Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi’nde katip olarak çalıştı. Bu sırada devam ettiği Arapça ve Farsça dersler ile klasik edebiyatta ustalığını ilerletti;devrin şair ve alimlerinin bir araya geldiği Lebib Efendi Konağı’ndaki toplantılara katıldı.

Şairlikte ve Sadaret Kalemi’ndeki başarılarını takdir eden Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın aracılığıyla 1855’te sarayda Mâbeyn-i Hümâyun Katipliği’ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Molière’in Tartuffe adlı eserini “Tartüf yahut Riyanın Encamı” adı ile çevirerek Türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu Louis Viardot’un “Endülüs Tarihi”, Cheruel ve Lavelle adlı yazarların “Engizisyon Tarihi” adlı eserlerini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bir yandan da Hersekli Arif Hikmet Bey’in Laleli’deki evinde düzenlenen Encümen-i Şuara Topluluğu toplantılarına katıldı.

1859’da Mustafa Reşit Paşa’nın vefatından sonra sadrazam olan Mehmet Emin Ali Paşa ile anlaşamadığından yeni görevlere atanarak saraydan uzaklaştırıldı. Bu sırada yazdığı “Terci-i Bend” şiiri ile ilk defa edebiyat alanında ün sağladı. 132 beyit uzunluğunda, divan tarzında bir eser olan bu şiirde kainat ve dünyayı yeni bir bakışla kavrama çabası görülür ve devrin hükümeti üstü örtük olarak eleştirilir.

Saraydan uzaklaştırıldıktan sonra önce Atina elçiliğinde görevlendirilen Ziya Paşa, 1861’de Kıbrıs Mutasarrıfı oldu ve “Paşa” unvanını aldı; Kıbrıs’ta sıtmaya yakalandığı gibi bir çocuğunu ve babasını orada kaybetti; 1863’te Amasya, 1865’te Canik Mutasarrıfı oldu; 1866’da İstanbul’a dönebildi; Kıbrıs dönüşü hasta olan eşini de kaybetti.

Yönetime muhalif olan İttihak-ı Hamiyet Cemiyeti’nin (sonraki adıyla Yeni Osmanlılar) üyesi olan Ziya Paşa, Diyarbakırlı Flip Efendi’nin çıkardığı Muhbir Gazetesi’ndeki hükumeti eleştiren yazılar yayımlaması yüzünden Nisan 1867’de yeniden Kıbrıs’a atandı.

Avrupa’ya kaçışı

Kısa bir süre önce saraya küskün olarak Paris’e yerleşen Osmanlı devlet adamı ve Mısır prensi Mustafa Fazıl Paşa, İstanbul’a gönderdiği bir adamı vasıtasıyla Ziya Paşa’yı ve birkaç ay önce Erzurum’a vali muavini olarak atanan ancak gitmeyen Namık Kemal’i Paris’e davet etti; onlara geçimlerini sağlayacak kadar para tahsis edeceğini bildirdi. İki şair, Avrupa’ya gidip Mustafa Fazıl Paşa’nın koruyuculuğunda kalemleri ile hükümete muhalefet etme teklifini kabul ettiler. Kendilerine gerekli gördükleri kimseleri de beraberinde getirebilecekleri bildirilmişti. Ali Suavi ile Agah Efendi’yi de davete karar verdiler. Mithat Paşa’yı gidişlerinden haberdar ettikten sonra birlikte Fransız Büyükelçiliğinin yardımı ile ülkeden kaçarak İtalya’nın Messina Limanına gittiler.

Avrupa yılları

Ziya Paşa, Namık Kemal ve Messina’da buluştukları Suavi Efendi, 30 Mayıs 1867’de Paris’e vardı. Mustafa Fazıl Paşa’yı konağında ziyaret ettiler. Yaşça büyüklüğü nedeniyle Ziya Paşa grubun lideri durumundaydı.

Avrupa hayatı Paris’te başlayan Ziya Paşa, kısa bir süre sonra Paris sergisi için şehre Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in gelecek olması nedeniyle geçici olarak ülkeden ayrılmayı uygun buldu. 30 Haziran 1867’de Namık Kemal, Agah ve Suavi Efendilerle birlikte Londra’ya gitti. Ziya Paşa, Abdülaziz’in Avrupa seyahatinin devamında Londra’ya gelmesi üzerine Brighton’a çekildi ancak Sultan’a “Ziya Paşa’nın Arzuhali” adlı dilekçe şeklinde yazılmış eserini sundu. Eser, sadrazam Ali Paşa aleyhine yazılmış siyasi tenkit ve hicivdir.

Yeni Osmanlılar, Abdülaziz’in seyahatinden sonra çalışma programını oluşturdular; bu programa göre Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın “Hürriyet” adlı bir gazete çıkarması kararlaştırıldı. Hürriyet’in ilk sayısı, 29 Ağustos 1868’de çıktı. Bu ilk sayıda Ziya Bey’in Osmanlı kabinesini yeren bir yazısı yayımlandı. Yazı, Abdülaziz ile barışıp İstanbul’a dönmüş olan Mustafa Fazıl Paşa’nın istediğinden çok daha ağır bir makale idi; Mustafa Fazıl Paşa bu nedenle Genç Osmanlıları tahsisatlarını kesmekle tehdit etti[6]. Genç Osmanlılar’ın eleştirel yazılarına engel olmak için Hariciye Nazırı Fuat Paşa da daha önce Londra elçisine bir yazı göndererek bu yayınların İngiliz hükümeti ile anlaşarak durdurulmasını istemişti.Bu nedenle Ziya Paşa İngiltere’de soruşturmaya uğradı ve kefaletle serbest kalabildi.

Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımlarının gittikçe azalması üzerine Mısır Hidivi İsmail’in desteğini kabul eden Genç Osmanlılar, bu destek ile gazeteyi çıkarmayı sürdürdüler. Namık Kemal’in yönetiminde çıkarılan gazetede zaman zaman Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın birbirine zıt fikirler içeren makaleleri yayımlandı. Ziya Paşa’ya göre ülkenin içinde bulunduğu kötü durumun sebebi vezirlerin suistimali, Namık Kemal’e göre ise sistemin bozukluğu idi. Ziya Paşa yazılarında açıkça Ali Paşa hükümetine hücum ediyordu. Bu durum, Ali Paşa ile anlaşamayan Mısır Hıdivi’ni memnun ediyordu. Ancak Namık Kemal Mısır Hidivi aleyhine polemik yürütüyordu.Aralarındaki anlaşmazlık, Namık Kemal’in Mustafa Fazıl Paşa’nın isteğine uyarak 6 Eylül 1869’da gazeteden ayrılmasına yol açtı.

Öfkeye kapılan Ziya Paşa, elindeki toplu parayı Mustafa Fazıl Paşa’ya geri gönderip Cenevre’ye çekildi.Hidiv İsmail’in kendisiyle temas kurup destek sağlaması üzerine 13 Eylül 1869’dan itibaren gazete Cenevre’de Ziya Paşa yönetiminde çıkmaya başladı. Ziya Paşa bir süre sonra Londra’ya geçti ve burada da Hürriyet’i yayımlamayı sürdürdü. Gazetenin 78. sayısında Ali Suavi’nin “Ali Paşa Muhakemesi” başlıklı makalesinde bulunan “Ali Paşa’nın öldürülmesi gerektiği” yolundaki ifadeler nedeniyle İngiliz makamları tarafından tutuklanan Ziya Paşa, kefalet ile serbest kalınca Fransa’ya kaçtı. 1870 yılı Nisan ayında İsviçre’ye geçti ve yeni bir matbaa kuramayınca Hürriyet’i 89. sayıdan itibaren taşbasması olarak çıkardı. Gazete, son sayısını 29 Mayıs 1870’te yayımladıktan sonra kapandı.

Hürriyet’in kapanmasından sonra yeni bir gazete çıkarmak isteyen ancak bunu başaramayan Ziya Paşa’nın İstanbul’a dönmesine sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden (8 Ağustos 1871) sonra izin çıktı.

İstanbul yılları

İstanbul’a döndükten sonra 1872-1876 arasında çeşitli memuriyetliklerde görevlendirildi. Bir süre geçim sıkıntısı çekti. Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve yerine II. Abdülhamit’in tahta çıkarılmasından sonra kurulan Anayasa Komisyonunda yer aldı. Bu sırada Maarif Müsteşarlığı görevinde idi ancak müsteşarlığın işlerinden ziyade anayasa hazırlıkları ile uğraştı.Anayasanın 23 Aralık 1876’da ilan edilmesinden sonra Genç Osmanlılar’ı tutuklama ve sürgünlerle çevresinden uzaklaştıran padişah Abdülhamit, Ziya Paşa’yı İstanbul’dan uzaklaştırmak için vezir rütbesi ile Suriye’ye vali olarak gönderdi.

Valilikleri

Üç buçuk ay süren Suriye valiliğinden sonra Konya’da bir yıl valilik yapan ve eğitimle ilgili çalışmalar gerçekleştiren Ziya Paşa, son olarak 1878 yılında Adana’ya vali olarak atandı. Adana’da eğitim ve kültür alanında faaliyet gösterdi. Bursa valisi Ahmet Vefik Paşa’yı örnek alarak bir tiyatro binası inşa ettirdi, temsil vermek üzere İstanbul’dan bir tiyatro heyeti getirtti ve Fransızcadan piyes tercüme etti. İmarla ilgili faaliyetlerde bulundu; Gülek nahiyesinde bir rüştüye açtı.

Ölümü

2 yıla yakın valilik yaptığı Adana’da 17 Mayıs 1880’de sirozdan hayatını kaybetti. Büyük bir cenaze töreninin ardından Adana Ulu Camii yanına defnedildi. 1881 yılında Adana valisi Abidin Paşa tarafından Ziya Paşa için türbe yaptırıldı. Türbenin etrafı 1960’larda park haline gelmiştir.

Çocukları

İki evlilik yapmış olan Ziya Paşa’nın ilk evliliğinden Hayali Bey, Seniha Hanım, Vahid Ziya Bey adlı üç çocuğu olmuştur; ikinci evliliğini Saadet Hanım ile yapmıştır.

Eserlerinin Özellikleri

Tanzimat çağı yazarları arasında Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan’dan sonra en çok eser verenlerden birisi Ziya Paşa’dır. Daha çok şiir tarzında eser verdi.

Eserlerinde baskıcı yönetime karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savundu. Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat Edebiyatı’nın öncüleri arasında yer aldı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini attı. Türk edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını istedi, şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savundu.

Şiirlerinde divan şiir biçimlerini kullandı ama içerikte hak, adalet, uygarlık, hürriyet gibi temaları işledi. “Terci-i Bend” ve “Terkîb-i Bend” isimli iki şiirinde ise insanın yargısı ve gerçeği kavramanın olanaksızlığı, Tanrı’nın mutlak egemenliği gibi metafizik konular üzerinde durdu. Bu iki ünlü manzume, başlıbaşına bir eser olarak pek çok defa basıldı.

1874-1875’te Arap, Fars ve Türk şairlerin şiirlerini “Harâbât” adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı. Antoloji için yazdığı manzum önsöz, “Mukaddeime-i Harabat”, ayrı bir eser olarak da basılmıştır.Bu önsözde divan edebiyatını övmesi, Namık Kemal ile aralarının bozulmasına sebep olmuş; Namık Kemal karşılık olarak “Tahrib-i Harâbât” adlı manzumeyi kaleme almıştır.

Ziya Paşa’nın manzum eserlerleri önce damadı Hamdi Paşa tarafından “Eş’ar-ı Ziya” adıyla, daha sonra Süleyman Nazif tarafından ”Külliyat-ı Ziya Paşa” adı altında birer ciltte toplandı. Ali Paşa’yı hicvetmek için yazdığı “Zafername” adlı bir manzumesi de vardır.

Ziya Paşa, şiir dışında siyasi konular üzerine küçük kitaplar kaleme aldı. “Rüya”, “Veraset-i Saltanat-ı Seniyye”, “Ziya Paşa’nın Arzuhali” bu eserlerdendir.

Gazetelerde yazdığı makaleler arasında Hürriyet’in 7 Eylül 1868 tarihli 11. sayısında yayımladığı “Şiir ve İnşâ” başlıklı makalesi çok meşhur olmuştur. Bu makalesinde şiirde halk şiirinden faydalanmak ve halkın anlayabileceği dili kullanmak gerektiğini söyler.

Engizisyon Tarihi ve Endülüs Tarihi adlı iki Fransızca tarih kitabını Türkçeye kazandırdı; Molière’in Tartüffe eserini Türkçeye çevrirerek Türk edebiyatının ilk manzum piyesini ortaya koydu. Jean-Jacques Rousseau’dan yaptığı “Emile” tercümesi yayınlanmış eserleri arasında yer aldı.

Eserleri

  • Ziya PaşaZafername (1869, düzyazı şiir)
  • Rüya (ölümünden sonra, 1910)
  • Veraset Mektupları (ölümünden sonra 1910)
  • Eş’ar-ı Ziyâ (ölümünden sonra şiir, 1880)
  • Şiir ve İnşâ (makale, 1868)
  • Defteri Amal (anı niteliğinde)
  • Terkîb-i bend (Ziya Paşa)
  • Harâbât

Tercümeleri

  • Viardot’tan, Endülüs Târihi’ni,
  • Cheruel ile Lavallee’den, Engizisyon Târihi’ni,
  • J. J. Rousseau’dan “Émile ou de l’éducation” adlı eserini,
  • Moliere’den Tartuffe’ü tercüme etmiştir.

 

 


Kaynak: Vikipedia
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


 

]]>
https://www.muhasebenews.com/ziya-pasa/feed/ 0
Anadolu’da açılan ilk Lise “Abdurrahmanpaşa Lisesi” https://www.muhasebenews.com/anadoluda-acilan-ilk-lise-abdurrahmanpasa-lisesi/ https://www.muhasebenews.com/anadoluda-acilan-ilk-lise-abdurrahmanpasa-lisesi/#respond Thu, 02 May 2019 10:45:03 +0000 https://www.muhasebenews.com/?p=56490 Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi,

Türkiye’deki ilk resmi lise ve Anadolu’da açılan ilk lise olma özelliğini taşıyan okul.

1882 yılında Osmanlı Devleti sadrazamlığını yapmış olan Abdurrahman Paşa; 1883 yılında Kastamonu Valiliği’ne tayin edilmiştir. Devletin içine düştüğü durumdan kurtulmasının ancak eğitim alanında yapılacak reformlarla mümkün olabileceğini düşünen Abdurrahman Paşa valiliğinin ikinci senesinde, 1884 yılında şehir merkezinde Darülmuallimin ve Askeri Rüştiye gibi okulların açılması sağlanmıştır. Bununla da yetinmemiş; İstanbul dışında özellikle Anadolu’da idadi statüsünde henüz bir mektep yok iken Kastamonu’da idadi adıyla bir okul açılmasına karar vermiştir. İlkin binanın resimlerini çizdirmiş veya bugünkü adıyla projesini yaptırmış ve Maarif Nezareti’nden müsaade istemiştir. Gerekli izin alınmış ve Anadolu’da ilk idadinin açılması çalışmalarına 30 Mart 1885 günü başlanmıştır. 2 Mayıs 1885 günü resmi bir törenle temel atılmıştır.

Diğer yandan Rüştiye mekteplerinden mezun öğrencileri mağdur etmemek için inşaatın bitmesi beklenmemiş ve Askeri Rüştiye’nin bir koğuşunda hemen eğitim – öğretime başlanmıştır. Şehirde var olan rüştiyelere ilave olarak ilk iki yıl içinde üç önemli okul daha açılmıştır.

Kastamonu Lisesi kuruluşundan günümüze kadar binlerce mezun vermiştir. Okul, Milli Mücadele başladığında Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer almıştır.

Okulun Tanıtım Videosu (Link)
TARİHÇESİ

Okulumuzun Kurucusu Abdurrahman Nurettin Paşa muhtelif Valiliklerde bulunduktan sonra Umur-i Nafia Komisyonu Azalığından Başvekil ünvanı ile 2 Mayıs 1882 tarihinde Sadr-ı Azamlığa tayin olunmuştur. 18 Nisan 1883 tarih ve 484 numaralı Kastamonu Gazetesi´nden anlaşıldığına göre 31 Aralık 1882 tarihinden 2 Eylül 1891 tarihine kadar Kastamonu ilinde Valilik yapmıştır. Daha sonra aydın ve Edirne Valiliklerinde bulunmuştur. Abdurrahman Paşa 7 Kasım 1895 tarihinde Adliye Nazırlığına tayin olunmuş ve 2.Meşrutiyetin İlanından sonra 2 Ağustos 1908 günü emekli olmuştur. 1912 yılında vefat etmiş, Fatih Türbesi yanında gömülüdür.

Kastamonu İlinde Valilik yaptığı 8 yıl 9 aylık süre içersinde sayılmayacak kadar çok eser bırakmıştır. Bu eserler arasında 20 Nisan 1885 Cumartesi günü Kastamonu İdadisinin temelini atmıştır. Bu şekilde Galatasaray ve İstanbul Liselerinden sonra Türkiye´de 3.derecede bir maziye sahip Anadolu´da kurulan ilk lisenin kesin kuruluş tarihi 20 Nisan 1885 günüdür. Bu günkü Cumhuriyet Meydanını çevreleyen arsayı temin eden Abdurrahman Paşa belirtilen günde arsanın bir bölümü üzerinde Lisemizin eski binasının inşaatına başladı. Binanın dereye bakan cephesini sağlam temeller üzerine oturtarak kaymayı önledi. Sadece bu işe Bin Osmanlı Altını harcanmıştır. Abdurrahman Paşa Lise binasının inşaatı ile yakından ilgilenmiş, binanın tamamı için gerekli olan 8500 altın lira halktan toplamış ve yine halktan kurulan bir komisyonca harcamalar yapılmıştır. Okul Binası 4 yılda tamamlanabilmiştir.

Abdurrahman Paşa, okulun ilk sınıfını Askeri Rüştiye binasında açmıştır. 1887 yılında İdadi Müdürlüğüne Celal bey tayin edilmiştir. Bu zamanda 2 sınıf vardı. 1888 yılında sınıf sayısı 3, 1891-1892 senesi başında sınıf sayısı 5 olmuştur. Aynı zamanda okul yatılıya çevrilmiştir.

1900-1901 ile 1903-1904 yıllarında okula bir Ziraat Şubesi eklenmiş ise de 1904 yılından sonra bu şube kaldırılmıştır. 1912-1913 ders yılına kadar Eğitim Öğretim normal devam etmiş, bu ders yılından itibaren okulun adı İdadi´den Sultani´ye çevrilmiştir. Yine bu ders yılı içerisinde Liseye bağlı olmak üzere bir de ilk kısım oluşturulmuş ve Lise onuncu sınıftan itibaren Edebiyat ve Fen diye iki şubeye ayrılmıştır.1922-1923 yılında Sultani ismi Liseye çevrilmiş, sınıf adedi 11´e indirilmiştir. 1925 yılında ise ilk kısım kaldırılmış, Lise Orta kısmı ile birlikte Eğitim ve Öğretime devam etmiştir.

Anadolu´nun ilk Lisesi olan Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesinin bütün çevre illerden gelen öğrencilerle mevcudu artmış, kadrosu çok değerli elemanlarla takviye edildiği için bu okula gelmek isteyen öğrenciye cevap veremez olmuştur. Yeni şubeler açmak, ek binaları yapmak durumu ortaya çıktığından Lise binasının Dere kenarında Atatürk Caddesine bakan evler istimlak edilerek 29 Eylül 1937 tarihinde Bakanlıktan gelen projeye uygun olarak orta kısım inşaatına başlanmıştır. Bu bina 10 sınıf, 2 laboratuvar, 1 konferans salonu, 1 yemekhane ve 1 dolaphane ihtiva etmekte olup, bu gün Lise binası olarak kullanılmaktadır.

1885´de açılıp ilk mezunlarını 1891 de veren asırlık Kastamonu (Abdurrahmanpaşa) Lisesinde hiçbir zaman zararlı ve aşırı akımlar yer bulamamıştır.

1975-1980´li yıllarda Anarşinin kol gezdiği, her gün onlarca insanımızın öldüğü günlerde okulumuzda hiçbir öğrencimizin burnu dahi kanamamıştır. Büyük Atatürk´ün Samsuna çıkışıyla başlayan dönemde okulumuz, öğretmen ve öğrencisi ile birlikte onun izinde ve emrinde, ilke ve inkılaplarının benimseyicisi ve takipçisi olmuştur.

Lisemiz mezunları ve Kastamonulular belirtilen bu durumun haklı kıvancını duymaktadırlar.

Kastamonu ( Abdurrahmanpaşa) Lisesinde yetişen yüzlerce öğrenci çok yüksek sorumluluk mevkilerinde görevler üstlenerek hizmetler ifa etmişlerdir.

1995 yılında Lisemizin okul ve pansiyon binası büyük bir onarımdan geçirilerek restore edilmiş, Bilgisayar, Fizik ve Kimya laboratuarları, Teknoloji odası çağın normlarına göre hazırlanmış, Pansiyon kısmı günün şartlarına göre donatılmış, Çağdaş bir kütüphanesi Öğrenci ve öğretmenlerin kullanabileceği lokali, Her türlü saha sporlarının yapılabileceği, bir bölümü yeşil alan olan bahçesiyle, modern ve öncü halini almıştır.

Okulumuz komşu iller dahil olmak üzere civarın sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerinin öncüsü olmuştur.

1981-1982 Eğitim Öğretim yılında okul başarımız Üniversite Giriş Sınavında ilimize Türkiye birinciliğini getirmiştir.Bu nedenle zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Sağlam ilköğretim Haftasını Kastamonu´ da başlatmıştır.

Okulumuz 1990-1991 yılında Liseler arası Türk Halk Musıkisi koro yarışması alanında Türkiye 2.si,1991-1992 yılında Liseler arası Halk Oyunları yarışmasında Türkiye Şampiyonu olmuş, Ülkemizi ve İlimizi Norveç´te temsil etmiştir.

(2004-2005)-(2005-2006)-(2006-2007) yıllarında Hentbol´de peş peşe üç defa Liseler arası Türkiye şampiyonu olarak kırılması zor bir rekora imza atmıştır.

2004-2005 yılında Macaristan´da yapılan Dünya Şampiyonasında 24 Ülke arasında Dünya 11.ncisi ,2006-2007 yılında Fransa´da yapılan Dünya Şampiyonasında 26 Ülke arasında bir mağlubiyetle ( Final Gurubuna Girememiş) dünya dokuzuncusu olmuştur.

Okulumuz Ülkemizi yurt dışında onurlu bir şekilde temsil etmenin gururunu yaşamaktadır.

Okulumuzun Kurucusu Abdurrahman Nurettin Paşa muhtelif Valiliklerde bulunduktan sonra Umur-i Nafia Komisyonu Azalığından Başvekil ünvanı ile 2 Mayıs 1882 tarihinde Sadr-ı Azamlığa tayin olunmuştur. 18 Nisan 1883 tarih ve 484 numaralı Kastamonu Gazetesi´nden anlaşıldığına göre 31 Aralık 1882 tarihinden 2 Eylül 1891 tarihine kadar Kastamonu ilinde Valilik yapmıştır. Daha sonra aydın ve Edirne Valiliklerinde bulunmuştur. Abdurrahman Paşa 7 Kasım 1895 tarihinde Adliye Nazırlığına tayin olunmuş ve 2.Meşrutiyetin İlanından sonra 2 Ağustos 1908 günü emekli olmuştur. 1912 yılında vefat etmiş, Fatih Türbesi yanında gömülüdür.

Kastamonu İlinde Valilik yaptığı 8 yıl 9 aylık süre içersinde sayılmayacak kadar çok eser bırakmıştır. Bu eserler arasında 20 Nisan 1885 Cumartesi günü Kastamonu İdadisinin temelini atmıştır. Bu şekilde Galatasaray ve İstanbul Liselerinden sonra Türkiye´de 3.derecede bir maziye sahip Anadolu´da kurulan ilk lisenin kesin kuruluş tarihi 20 Nisan 1885 günüdür. Bu günkü Cumhuriyet Meydanını çevreleyen arsayı temin eden Abdurrahman Paşa belirtilen günde arsanın bir bölümü üzerinde Lisemizin eski binasının inşaatına başladı. Binanın dereye bakan cephesini sağlam temeller üzerine oturtarak kaymayı önledi. Sadece bu işe Bin Osmanlı Altını harcanmıştır. Abdurrahman Paşa Lise binasının inşaatı ile yakından ilgilenmiş, binanın tamamı için gerekli olan 8500 altın lira halktan toplamış ve yine halktan kurulan bir komisyonca harcamalar yapılmıştır. Okul Binası 4 yılda tamamlanabilmiştir.

Abdurrahman Paşa, okulun ilk sınıfını Askeri Rüştiye binasında açmıştır. 1887 yılında İdadi Müdürlüğüne Celal bey tayin edilmiştir. Bu zamanda 2 sınıf vardı. 1888 yılında sınıf sayısı 3, 1891-1892 senesi başında sınıf sayısı 5 olmuştur. Aynı zamanda okul yatılıya çevrilmiştir.

1900-1901 ile 1903-1904 yıllarında okula bir Ziraat Şubesi eklenmiş ise de 1904 yılından sonra bu şube kaldırılmıştır. 1912-1913 ders yılına kadar Eğitim Öğretim normal devam etmiş, bu ders yılından itibaren okulun adı İdadi´den Sultani´ye çevrilmiştir. Yine bu ders yılı içerisinde Liseye bağlı olmak üzere bir de ilk kısım oluşturulmuş ve Lise onuncu sınıftan itibaren Edebiyat ve Fen diye iki şubeye ayrılmıştır.1922-1923 yılında Sultani ismi Liseye çevrilmiş, sınıf adedi 11´e indirilmiştir. 1925 yılında ise ilk kısım kaldırılmış, Lise Orta kısmı ile birlikte Eğitim ve Öğretime devam etmiştir.

Anadolu´nun ilk Lisesi olan Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesinin bütün çevre illerden gelen öğrencilerle mevcudu artmış, kadrosu çok değerli elemanlarla takviye edildiği için bu okula gelmek isteyen öğrenciye cevap veremez olmuştur. Yeni şubeler açmak, ek binaları yapmak durumu ortaya çıktığından Lise binasının Dere kenarında Atatürk Caddesine bakan evler istimlak edilerek 29 Eylül 1937 tarihinde Bakanlıktan gelen projeye uygun olarak orta kısım inşaatına başlanmıştır. Bu bina 10 sınıf, 2 laboratuvar, 1 konferans salonu, 1 yemekhane ve 1 dolaphane ihtiva etmekte olup, bu gün Lise binası olarak kullanılmaktadır.

1885´de açılıp ilk mezunlarını 1891 de veren asırlık Kastamonu (Abdurrahmanpaşa) Lisesinde hiçbir zaman zararlı ve aşırı akımlar yer bulamamıştır.

1975-1980´li yıllarda Anarşinin kol gezdiği, her gün onlarca insanımızın öldüğü günlerde okulumuzda hiçbir öğrencimizin burnu dahi kanamamıştır. Büyük Atatürk´ün Samsuna çıkışıyla başlayan dönemde okulumuz, öğretmen ve öğrencisi ile birlikte onun izinde ve emrinde, ilke ve inkılaplarının benimseyicisi ve takipçisi olmuştur.

Lisemiz mezunları ve Kastamonulular belirtilen bu durumun haklı kıvancını duymaktadırlar.

Kastamonu ( Abdurrahmanpaşa) Lisesinde yetişen yüzlerce öğrenci çok yüksek sorumluluk mevkilerinde görevler üstlenerek hizmetler ifa etmişlerdir.

1995 yılında Lisemizin okul ve pansiyon binası büyük bir onarımdan geçirilerek restore edilmiş, Bilgisayar, Fizik ve Kimya laboratuarları, Teknoloji odası çağın normlarına göre hazırlanmış, Pansiyon kısmı günün şartlarına göre donatılmış, Çağdaş bir kütüphanesi Öğrenci ve öğretmenlerin kullanabileceği lokali, Her türlü saha sporlarının yapılabileceği, bir bölümü yeşil alan olan bahçesiyle, modern ve öncü halini almıştır.

Okulumuz komşu iller dahil olmak üzere civarın sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerinin öncüsü olmuştur.

1981-1982 Eğitim Öğretim yılında okul başarımız Üniversite Giriş Sınavında ilimize Türkiye birinciliğini getirmiştir.Bu nedenle zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Sağlam ilköğretim Haftasını Kastamonu´ da başlatmıştır.

Okulumuz 1990-1991 yılında Liseler arası Türk Halk Musıkisi koro yarışması alanında Türkiye 2.si,1991-1992 yılında Liseler arası Halk Oyunları yarışmasında Türkiye Şampiyonu olmuş, Ülkemizi ve İlimizi Norveç´te temsil etmiştir.

(2004-2005)-(2005-2006)-(2006-2007) yıllarında Hentbol´de peş peşe üç defa Liseler arası Türkiye şampiyonu olarak kırılması zor bir rekora imza atmıştır.

2004-2005 yılında Macaristan´da yapılan Dünya Şampiyonasında 24 Ülke arasında Dünya 11.ncisi ,2006-2007 yılında Fransa´da yapılan Dünya Şampiyonasında 26 Ülke arasında bir mağlubiyetle ( Final Gurubuna Girememiş) dünya dokuzuncusu olmuştur.

Okulumuz Ülkemizi yurt dışında onurlu bir şekilde temsil etmenin gururunu yaşamaktadır.

 


Kaynak: Vikipedia, http://abdurrahmanpasalisesi.meb.k12.tr/
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


]]>
https://www.muhasebenews.com/anadoluda-acilan-ilk-lise-abdurrahmanpasa-lisesi/feed/ 0