Ana sayfa Yaşamın İçinden I. Konstantin

I. Konstantin

247
0
I. Konstantin

I. Konstantin veyBüyük Konstantin (Latince: Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus; 22 Şubat 272 – 22 Mayıs 337), Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma imparatoru, Konstantinopolis kentinin ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun “Büyük” lakabıyla anılan kurucusu.

Hayatı
Doğumu ve “Tetrarşi” sisteminin öncesi ve kuruluşuna kadar yaşamı

I. Konstantin, (günümüzde Sırbistan Cumhuriyeti içinde yer alan) tarihte ise İlirya toprakları içerisinde yer alan Naissus’da (Niş)’da 22 Şubat 272’de doğdu. Babası o zaman bir Romalı general olan Konstantius Chlorus idi. Annesi Helena idi ve VI. yüzyıl tarihçisi Prokopius’a göre, Küçük Asya (modern Anadolu) da bulunan Bitinyaeyaletinin o zaman “Drepana” adındaki kentte doğmuştu. Bazı kaynaklar annesi Helena’nın General Konstantinius Cholorus ile evli olmayıp onun cariyesi olduğunu bildirirler. Arnavut kökenli olduğu iddia edilmektir.

286’da Nicomedia’da yaşayıp o kenti Roma İmparatorluğu’nun idare merkezi olan kullanan imparator Dioclietianuskendine yakın olan general Maximinus’u imparatorluğunun Batı kısmını yönetmek üzere Roma’da Augustus rütbesi ile ortak imparatorluğa yükseltmişti. Konstatinus Cholorus bu sırada Roma’da Praetorian Prefect(Roma’da imparatorluk muhafızlarının lideri) idi. 291’de 19 yaşında iken Konstantin o zaman imparator Diocletianus’un yaşadığı Roma İmparatorluğu’nun idari merkezi olan Nikomedia’da imparatorun hizmetine girdi. 293’te babası Kontantinus Cholorus, Batı’yı yöneten Augustus Maximinus’u daha yakın olmak için (daha önce evli ise Helena’yı boşayarak, evli değilse onu evinden uzaklaştırarak) Maximinus’un kızı Flavia Maximiana Theodora ile evlilik yaptı.

293 yılında İmparator Diocletianus imparatorluğun idaresinde gayet büyük bir reform yaparak Roma İmparatorluğu’nu Batı ve Doğu parçaları olarak ikiye bölerek Tetrarşi sistemini oluşturdu. Her parça bir “Augustus” tarafından yönetilecekti ve onun tayin edeceği bir “Sezar” tarafından desteklenecekti. Konstantin’in babası Konstantius Chlorus bu sistem içinde hemen en yüksek mevkilere erişmeye başladı. (293-305 döneminden Batı’da Maximianus ile Sezar olarak; 305 – 306’da Bati’da Augustus olarak ve Doğu’da Augustus olarak Galeriusimparatorluk yaptı.

Bu arada I. Konstantin de tetrarşi sisteminde yüksek mevkilere geçmeye başladı. Ama I. Konstantin’in tüm Roma İmparatorluğu’nun tek hâkimi olması için tam 18 yıl geçmesi gerekecekti.

Konstatin’in iç savaşları
Maxtentius ile muharebeler ve onu elimine edilmesi

Önce Batı’da Augustus olan Maxentius ile çatışmalara girişti.

28 Ekim 312 tarihinde Roma kentinin hemen dışındaki Milvian Köprüsü’nde yapılan savaşta Maxentius’un ordusunu bozguna uğrattı. Maxentius kaçmaya çalışırken Tiber Nehri’nde öldürüldü.

Licinius ile iç savaş ve mutlak hakimiyet
İmparatorluğun doğu kısmında yönetimini sürdüren Licinius, artık Batı Roma’nın imparatoru olan I. Konstantin’in baba-bir (ama annesi “Flavia Maximiana Theodora” olan) kız kardeşi Flavia Julia Constantia ile evlenerek I. Konstantin ile kardeşlik bağı kurdu. Bu kayınbiraderlik ilişkisi bir yandan kendisine bir koruma sağlarken, öte yandan her iki imparatora diğerinin bölgesi üzerinde hak iddia etme şansını tanıyordu.

İlk hamleyi yapan Licinius oldu. Licinius’un I. Konstantin’a yönelik bir komploya karıştığının anlaşılmasıyla (314), iç savaş çıktı. Konstantin’in orduları karşısında Licinius önce İtalya’da ve sonra çekildiği doğuda peş peşe yapılan kara ve deniz muharebelerinde yenilgiler aldı.

Licinius son ve en ağır darbeyi Adrianopolis Muharebesi’nde aldı.

Hellespont Deniz Muharebesi ile donanmasıyla kuşatmayı yarmaya çalıştı. Temmuz 324’te Amiral Abantus (veya Amantus) komutası altındaki Licinius’un donanması ile Konstantin’in oğlu caesar Crispus komutasındaki Konstantin’in daha küçük donanması Çanakkale Boğazı’nda iki ayrı çatışma yaptılar. Birinci çatışmada 80 gemiden oluşan Crispus’un filosu boğazın en dar kısmında manevra kabiliyeti daha büyük olduğu için Licinius’un 200 gemilik filosunu yenilgiye uğrattı. Ertesi gün Crispus Ege Denizi’nden aldığı takviyelerle 200 gemilik bir filoya komuta etmekte; Amiral Abantus da aldığı büyük takviyelerle 350 gemilik bir filoya komuta etmekte idi. Boğaz’in Marmara Denizi ağzındaki Gelibolu açıklarında gemiler arasında yapılan karşılıklı çatışmalar sonunda Amiral Abantus’un filosundan ancak 4 gemi kurtulabildi ve büyük filonun diğer gemileri ya batırıldı ya karaya vurup parçalandı ya da Crispus filosu eline geçti. Kendi gemisi batırılan Amiral Abantus ancak Asya kıyısına yüzerek çıkarak hayatını kurtarabildi.

Hellespont Muharebesi’ndeki yenilgiden sonra Licinius Byzantium’daki garnizon ve ordusunu İstanbul Boğazı’nın Asya yakasında Kalkedon’a taşıdı. Konstantin de İstanbul Boğazı kıyılarında yaptırdığı hafif nakliye gemileri ile ordusunu Asya yakasına geçirdi. İki ordu arasından 18 Eylül 324’te Hrysopolis (modern Üsküdar) civarında 18 Eylül 324 tarihinde yapılan Hrisopolis Muharebesi’ni de I. Konstantin kazandı. Bu muharebeden yenik düşen Licinius kayınbiraderi olan I. Konstantin’den aman diledi.

Çok iyi bir savaş taktisyeni olan ve güya merhametli bir Hristiyan olması beklenen I. Konstantin, acımasızlığıyla da ünlüydü. Licinius’un canını bağışlayacağı yeminin vermiş olmasına rağmen altı ay sonra en büyük rakibini boğdurarak ortadan kaldırdı. Bir yı sonra da Konstantin’in yeğeni olan Licinius’un oğlu da idam edildi. 324 yılında Licinius’un yenilgiye uğramasıyla birlikte, I. Konstantin için Roma İmparatorluğu’nun mutlak hâkimi olma yolu da açılmıştı.

Konstantinopolis’in kuruluşu (330)
Licinius’un yenilmesiyle birlikte, I. Konstantin İskoçya’dan Kızıldeniz’e, Fas’tan Dicle Irmağı’na kadar uzanan büyük bir imparatorluğun tek hâkimi olmuştu. Ancak 4. yüzyıla gelindiğinde zenginliğin kaynağı Doğu’dan, Mısır ve Küçük Asya üzerinden yapılan ticaretten geliyordu. Efsanelere göre Megaralı Byzas tarafından MÖ 667 yılında kurulan Byzantium’un eşsiz konumu, I. Konstantin’in dikkatinden kaçmamıştı. Burası, Pontus Euxinus (Karadeniz) ve Asya’dan geçen ticaret yollarının büyük kısmını kontrol edebilecek bir noktaydı.

İmparatorluğun köhneleşmiş kurumları ve alışkanlıklarıyla Roma’dan yönetilmeye devam edemeyeceğini gören I. Konstantin, Byzantion’u imparatorluğun yeni başkenti olarak ilan etti (13 Mayıs 330). Kente “Yeni Roma” anlamına gelen Nova Romaadını veren I. Konstantin, Senato ve diğer tüm kurumları buraya taşıttı.

I. Konstantin’in ölümünden sonra (337) “ikinci kurucusunun” adıyla anılmaya başlanan ve Konstantinopolis adını alan kent; Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının yaklaşık 16 asır boyunca başkenti olma işlevini aralıksız sürdürdü.

İmar Çalışmaları
Roma İmparatorluğu’nun başkentini Byzantium kentine taşıtan I. Konstantin, tarihin en büyük kentsel gelişim planlarından birini hazırladı. MS 330 yılından 337’ye kadar olan yedi yıllık süreç içinde tam bir şantiye alanına dönen kentte; çok sayıda dini bina, yeni yol ve su kemeri inşa edildi. Sultanahmet’te bugün “At Meydanı” olarak yerde bulunan Hippodromos, I. Konstantin döneminde genişletilerek bugünkü boyutlarına ulaştı. 100.000 kişinin oturabileceği boyutlarda inşa edilen Hippodromos’un tribünlerine ait parçalar İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde korunuyor olup, Spina’sında yer alan sütunlardan üçü (Tutmosis Sütunu, Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş) hâlâ ayaktadır.

Kenti çevreleyen Septimius Severus surlarını yıktırarak kendi adıyla anılacak yeni bir sur ve kuleler sistemini inşa ettiren I. Konstantin, yeni başkentin planını bizzat çizdi. Bugün bile İstanbul kentinin Suriçi’nde kalan kısmı, büyük ölçüde bu plana sadık bir şekilde şekillenmiş durumdadır.

Reformları
İmparatorluğun Hristiyanlığa geçişi

Doğu Roma İmparatorluğu’nun kurucusu olarak bilinen I. Konstantin, imparatorluk sınırları içinde yaşayan Hristiyanlara din özgürlüğü tanıması ve tüm imparatorluğun pagan inanç sistemini bu tek tanrılı yeni dine geçirmeye başlamasıyla tanınır. Bu tavrı nedeniyle Ortodoks kiliseleri tarafından “azizlik” mertebesine yükseltilerek kutsanan I. Konstantin’in aslında, imparatorluğun dört bir yanında yayılan bu dine karşı durmanın yaratacağı gerginlikleri engellemek için bu yolu izlediği düşünülmektedir. Dönemi boyunca hem Roma’nın çok tanrılı inanç sistemine hem de yeni Hristiyan dinine saygı gösteren I. Konstantin, sikkelerinde Apollon gibi Roma tanrılarına yer vermekten hatta kimi zaman kendisini “Güneş Tanrısı” Sol Invictus şeklinde resmetmekten de kaçınmamıştır.[kaynak belirtilmeli] Aynı dönemde paraların üzerinde Grek alfabesindeki Chi (X) ve Rho (P) harfleri ile erken dönem Hristiyanlığın sembollerinden biri olan Labarum’a da yer vermiştir. Roma kaynaklarında, I. Konstantin’in hayatı boyunca Hristiyan olmadığı, ölüm döşeğindeyken vaftiz edildiği söylenmektedir.[kaynak belirtilmeli]

Popüler kültürdeki yeri
2014 yılında, Mine Gökçe Kırıkkanat tarafından, Bir Hıristiyan Masalı adında bir kitap yazılmıştır. Kitap, Vatikan Gizli Arşivleri’nde Donatio Constantini olarak da geçen ve kamuoyunda Büyük Konstantin’in vasiyeti olarak tanınan belgenin, aslında sahte bir belge olduğuna dair çalışmasını konu almaktadır.

 

 


Kaynak: Vikipedi
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here