Ana sayfa YAZARLAR-YENİ Alacak Davalarında Zamanaşımı

Alacak Davalarında Zamanaşımı

95
0

Erol TÜRK
Avukat
eturk@3ehukuk.com


Özet: Zamanaşımı alacak davalarına karşı ileri sürülebilecek savunma türlerinden biridir. Ancak zamanaşımını savunma olarak iddia eden tarafın, zamanaşımının kesinleştiği tarihi kanıtlanması gerekir. Zamanaşımı tek başına alacağın varlığını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle davalı tarafından mutlaka ileri sürülmesi gerekir.

6098 sayılı Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan genel zamanaşımını bu konuda verilmiş olan Yargıtay kararları ile beraber inceleyelim. Borçlar Kanunu dışında diğer özel hukuk kanunlarında da ayrı zamanaşımı düzenlemeleri yapılmıştır şimdilik konumuz dışında kaldığı için bu konuya girmiyoruz. Borçlar Kanununun zamanaşımı ile ilgili düzenlemesi kanunda aksine bir hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir şeklindedir. Bu kural bütün alacaklar için geçerlidir. Bu kural emredici bir kuraldır ve zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez.

 1-On Yıllık zamanaşımı:

Bir hakkın yasada düzenlenmiş olan belli sürede yani on yılda kullanılmaması halinde bu hakkın dava yolu ile dahi talep edilmesi mümkün değildir. Ancak hakkında alacak davası açılmış olan davalının mutlaka alacağın zamanaşımına uğradığını ileri süren bir savunma yapması gerekmektedir. Aksi takdirde davacı lehine karar verilir. Çünkü zamanaşımı doğrudan sonuç doğuran bir hukuk kurumu değildir. Alacaklının talebini ortadan kaldıran ve borçluya tanınmış olan bir savunma aracıdır. Zamanaşımı alacağın varlığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz, sadece talep edilmesini imkânsız hale getirir. Alacaklı yüzde yüz haklı bile olsa,  borçlu tarafından zamanaşımı savunma olarak ileri sürüldüğü takdirde artık bu alacağına kavuşamayacaktır.

Yargıtay 21. H.D. 2015-18905 E. 2016-9593 K. 09.06.2016 Tarihinde iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için açtıkları tazminat davasında zamanaşımı süresinin on yıl olduğuna karar vermiştir.(1)

Yargıtay 20.H.D. 2015-2696E. 2016-5497 K. 16.05.2016 tarihinde tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan sorumluluk nedeniyle tazminat talep etme hakkının on yıllık zamanaşımına tabi olduğuna karar vermiştir. (2)

2-Müteselsil borçlarda zamanaşımı:

Müteselsil borçların en belirgin özelliği; alacaklıya karşı borçlulardan her birinin borcun tamamından sorumlu olmasıdır.  Başka bir ifade ile alacaklının borçlulardan hepsini birden takip ya da dava edebileceği gibi bunların içinden dilediği birini veya birkaçını dava ya da takip edebilmesidir.  Bu özellik, müteselsil borçların nispi bağımsızlığını ortadan kaldıran bir nitelik taşımamaktadır. Müteselsil borçların nispi bağımsızlığı ilkesinin zamanaşımı yönünden sonuçları ise; müteselsil borçlulukta, zamanaşımının borçlulardan biri bakımından durmasının diğer borçlulara sirayet etmemesidir.  Müteselsil borçlulardan birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def’inden bunu ileri sürmemiş olanların yararlanmaları mümkün değildir

Yargıtay 21.H.D. 2015-9563 E. 2016-8439 K. 12.05.2016 tarihinde iş kazası sonucu malul kalan işçinin açtığı maddi ve manevi tazminat davasında davalının biri zamanaşımı definde bulunmuş ancak diğer davalı zamanaşımı definde bulunmamıştır. Zamanaşımı definde bulunmayanın zamanaşımı definde bulunanın haklarından yararlanamayacağına karar vermiştir. (3)

Y.8.H.D. 2016-6818 E. 2016-8172 K. 03.05.2016 tarihinde taraflar ilk boşanma kararının kesinleşme tarihinden yedi sene sonra ikinci kez evlendikleri için tarafların ikinci kez boşanma hükmünün kesinleştiği tarihe kadar zamanaşımının durduğuna karar vermiştir.(4)

Yargıtay 12. H.D. 2015-14906 E. 2015-27714 K. 12.11.2015 tarihinde icra kefaleti kambiyo senedinden ayrı bir taahhüdü içerdiğinden on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Kambiyo takibinin asıl borçlular hakkında zamanaşımı yönünden icranın geri bırakılmasına veya takibin durdurulmasına karar verilmesi icra emrinin iptalini gerektirmeyeceğine karar vermiştir.(5)

Yukarıda yaptığımız açıklama alacak iddiası ile açılacak davalarla ilgilidir.

3-Beş yıllık zamanaşımı süreleri:

Borçlar kanununun da ayrıca düzenlenmiş beş yıllık zamanaşımı süreleri de vardır.

Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Her türlü kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.
  2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.
  3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.
  4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.
  5. Vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.
  6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.

Y.9 H.D. 2014-27146 E. 2016-377K. 12.01.2016 tarihinde yıllık izin ücreti alacağının iş sözleşmesinin feshinden itibaren beş yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağına karar vermiştir.(6)

Y.22 H.D.2015-5151 E.2015-6898 K. 23.02.2015 tarihinde tazminat niteliğinde olmayan işçilik alacakları ile fazla çalışma alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğuna karar vermiştir. (7)

Y.3 H.D. 2014-19810 E 2014-17025 K. 22.12.2014 tarihinde adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğuna karar vermiştir. (8)

Y.6 H.D. 2014-9777 E 2014-12082 K. 06.11. 2014 tarihinde kira alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğuna karar vermiştir. (9)

Y.3 H. D. 2014-21239 E. 2015-17239 K. 03.11.2015 tarihinde eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakta müteahhidin ağır kusuru yoksa beş yıllık zamanaşımı uygulanmasına, aksi halde on yıllık zamanaşımının uygulanacağına karar vermiştir.(10)

Y 13 H.D. 2013-27081 E.2014-28563 K. 24.09.2014 tarihinde vekâlet ücretinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğuna karar vermiştir.(11)

4-İcra İflas Kanununda düzenlenmiş olan zamanaşımı:

İcra İflas kanununda da borçlar kanunundan ayrı olarak zamanaşımı ile ilgili düzenlemeler mevcuttur. İcra İflas kanununun 39.cu maddesinde ilamların icrası ile ilgili zamanaşımı süresi düzenlenmiştir.  Yasaya göre ilâma dayanarak yapılan icra takibi, son işlem üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar. Kısaca bir alacağın tahsiline mahkemece karar verilmiş dahi olsa ilgili alacak son işlem üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır.

5-Zamanaşımının başlangıcı:

Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.

6-Dönemsel edimlerde zamanaşımı:

Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar. Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa, ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.

7-Zamanaşımı sürelerinin hesaplanması:

Süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur. Zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında da, borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.

8-Asıl alacağa bağlı alacaklarda zamanaşımı:

Asıl alacağa bağlı alacaklarda zamanaşımı asıl alacakla birlikte zamanaşımına uğrar. Asıl alacağa bağlı faiz ve diğer alacaklar da asıl alacakla birlikte zamanaşımına uğramış olur.

9-Zamanaşımının durması:

Aşağıdaki koşulların varlığı halinde zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur:

  1. Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için.
  2. Vesayet süresince, vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için.
  3. Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için.
  4. Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için.
  5. Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece.
  6. Alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece.
  7. Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece zamanaşımı işlemez.

Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür.

Y 8.H.D. 2015-3525E. 2015-8509 K. 16.04.2015 tarihinde boşanmaya dayalı mal rejiminin tasfiyesinde yabancı mahkemeden verilmiş olan boşanma kararının tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesinden sonra zamanaşımının işlemeye başlayacağına karar vermiştir.(12)

Y 8 H.D. 2013-6141 E. 2013-9974 K. 25.06.2013 tarihinde evlilik birliği devam ettiği sürece eşlerden birinin diğerinden olan alacağı için zamanaşımının işlemeyeceğine, evlilik birliği boşanma ile sonuçlanmışsa bu takdirde boşanma kararının kesinleşmesinden sonra zamanaşımının işleyeceğine karar vermiştir.(13)

10-Zamanaşımının kesilmesi:

Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:

1a-Borçlu borcunu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.

1b-Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir.

Y.8 H.D. 2014-7796 E. 2014-8478 K. 28.04.2014 tarihinde ilama bağlı alacakta ilamın verildiği tarihten itibaren on yıl içinde alacaklının icra takibine başlaması halinde icra emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren yeni bir on yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağına dair karar vermiştir.(14) 

11-Zamanaşımının müteselsil borçlara tesiri:

Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur.  Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur. Ancak zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.

Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.

Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımı başlatılan bir icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.

Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.

12-Açılmış olan davanın reddinde tanınan ek süre:

Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

Y.4 H.D. 2014-4024 E. 2014-10565 K. 25.06.2014 tarihinde haksız eylem nedeniyle idare mahkemesinde açılan davanın görevsizlik nedeniyle reddi halinde zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi davacıya 60 günlük ek süre verilerek davasını açabileceğine karar vermiştir.(15)

13-Taşınır rehni ile güvenceye bağlanmış alacakta zamanaşımı:

Alacağın bir taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması, bu alacak için zamanaşımının işlemesine engel olmaz; bununla birlikte alacaklının, hakkını rehinden alma yetkisi devam eder.

14-Zamanaşımından feragat mümkün müdür?

Zamanaşımından önceden feragat edilemez. Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması, diğerlerine karşı ileri sürülemez. Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragat etmiş olması durumunda da aynı durum geçerlidir. Asıl borçlunun feragati de kefile karşı ileri sürülemez.

Y.22 H.D. 2013-16028 E. 2014-23556 K. 25.06.2014 tarihinde toplu iş sözleşmesinden doğan alacak farklarından feragat eden işçinin zamanaşımı gerçekleşmeden bu hakkından feragat edemeyeceğine karar vermiştir.(16)

15-Zamanaşımı ne zaman ileri sürülür:

Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alamaz.  Bu nedenle borcun zamanaşımına uğradığını borçlu veya kefilin mutlaka zamanaşımı iddiasında bulunması gerekir. Çünkü zamanaşımı kendiliğinden borcu sona erdirmez.

16-Sonuç:

Bu yazımızda alacak davalarıyla ilgili olarak Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan genel zamanaşımı sürelerini inceledik.  Türk Ticaret Kanununda, İcra İflas Kanununda, Medeni Kanunda ve Türk Ceza Kanununda değişik zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Ancak alacak ister sözleşmeden, ister senetten, haksız rekabetten, sebepsiz zenginleşmeden veya haksız fiilden doğmuş olsun on yıl içinde dava açılıp istenmediği takdirde kesin olarak zamanaşımına uğrar.

Ancak yukarıda açıkladığımız gibi yargıç, açılmış olan alacak davasında zamanaşımını kendiliğinden araştırmaz.   Bu nedenle aleyhine alacak davası açılan taraf, yani davalı alacağın doğumunun üzerinden on yıl geçtiğini ve zamanaşımına uğradığını esasa cevapla birlikte savunma olarak ileri sürmelidir. Esasa cevapla birlikte ileri sürülmeyen zamanaşımı savunmasının ıslah yoluyla ileri sürebilmesi mümkündür.

Yargıtay HGK. 2010/9-629 E. 2011-70 K. 06.04.2011 tarihinde zamanaşımı def’i, unutma veya benzeri nedenlerle, davanın başında ileri sürülmemiş olabilir. Daha sonra bu durumun farkına varılırsa, ıslah yoluyla ileri sürülebilmesi gerekir. Aynı zamanda silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak; davalının ıslah yolu ile savunmasını genişletebilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmalı; dolayısıyla zamanaşımı def’inin sonradan ıslah yolu ile ileri sürülebileceği kabul edilmelidir şeklinde karar vermiştir.  (17)

Yargıtay 9.H.D. 2016-10961 E. 2016-8411 K sayılı kararında yukarıdaki Yargıtay HGK kararına atıfta bulunarak davacı tarafın açık muvafakati olmazsa zamanaşımı savunması dikkate alınmaz şeklinde karar vermiştir. (18)

—————————————————————————————

Kaynakça:

(1)Y.21.H.D. 2015-18905 E 2016-9593K.

(2)Y.20 H.D. 2015-2696 E. 2016-5497 K.

(3)Y.21. H.D. 2015-9563 E. 2016-8439 K.

(4)Y.8. H.D. 2016-6818 E. 2016-8172 K.

(5)Y.12 H.D. 2015-14906 E. 2015-27714 K.

(6)Y.9 H.D. 2014-27146 E. 2016-377 K.

(7)Y 22 H.D. 2015-5151 E 2015-6898 K.

(8)Y 3 H.D. 2014-19810 E. 2014-17025 K.

(9)Y 6 H.D. 2014-9777 E. 2014-12082 K.

(10)Y 3 H.D. 2014-21239 E. 2015-17129 K.

(11) Y.13 H.D. 2013-27081 E. 2014-28563 K.

(12) Y 8 H.D. 2015-3525 E. 2015-8509 K.

(13) Y. 8 H.D. 2013-6141 E. 2013-9974 K.

(14) Y. 8 H.D. 2014-7796 E. 2014-8478 K.

(15) Y 4 H.D. 2014-4024 E. 2014-10565 K.

(16) Y 22 H.D. 2013-16028 E. 2014-23556 K.

(17) Yargıtay HGK. 2010/9-629 E. 2011-70 K.

(18) Yargıtay 9.H.D. 2016-10961 E. 2016-8411 K


Kaynak: İşbu içerik, Avukat Erol TÜRK’ün özel izni ile yayınlanmıştır. Yazının tüm hakları ve sorumluluğu yazara aittir.
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bağış Sözleşmesi Kurulması

Mal Değişim Sözleşmeleri

Belirsiz Alacak Davaları

Arabuluculuk

Derhal Fesih Hakkını Kullanma Süresi

Anonim Şirketlerin Denetimi

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here