Özgün Hukuk

    Özgün Hukuk

    113
    0
    PAYLAŞ

    ozgunhukukdf


    Fikri Mülkiyet Haklarının Ayni Sermaye Olarak Kaydı
    Bilgi Notu ?!

    Fikri üretim, elbette insanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar farklı şekillerde karşımıza çıkmakla birlikte, son birkaç yüzyılda değer kazanmaya başlamıştır. Ancak bununla birlikte; fikri üretimi koruma ihtiyacına ilişkin çalışmaların gelişim göstermesi, çok daha yakın tarihe dayanmaktadır. Bu çalışmalar da, doğrudan fikri mülkiyet hukukunun gelişmesi ve diğer hukuk dallarına yayılması sonucunu doğurmuştur.

    ‘Fikri Mülkiyet Hakkı’ kavramı, içeriğindeki özgünlük sayesinde iktisadi olarak değerlendirilebilir bir hal almış ve bu özelliği dolayısı ile fikri mülkiyet haklarıyla bağlantılı olarak ortaya birçok farklı uygulama çıkmıştır. Bunlardan bir tanesi de fikri mülkiyet haklarının şirketlerin öz sermayelerine, ayni sermaye olarak konulması şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

    Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları

    “Fikri Mülkiyet” genel olarak Telif Hakları yahut Fikri Haklar olarak anılmakla birlikte, bir eser üzerinde sahip olunabilecek maddi ve manevi hakların tümünü ve bunların yan haklarını ifade etmektedir.

    Fikri Mülkiyet ürünü olarak ortaya çıkan Sınai Mülkiyet ise, tarım ve endüstrideki buluşların, yeniliklerin, tasarımların ve bu gibi özgün çalışmaların ilk uygulayıcıları adına; ticaret alanında üretilen ve satılan malların üzerindeki üreticisinin veya satıcısının ayırt edici işaretlerinin sahipleri adına kaydedilmesini ve böylece ilk uygulayıcıların ürününü üretme ve üzerinde tasarruf etme hakkına belirli bir süre sahip olmalarını sağlayan bir başka gayri maddi haktır.

    Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları genel kabule göre;

    • Fikir – Sanat eserleri
    • Patentler ve faydalı modeller,
    • Markalar,
    • Endüstriyel tasarımlar,
    • Coğrafi işaretler,
    • Entegre devrelerin topoğrafyaları
    • Yeni bitki çeşitleri üzerindeki ıslahçı haklar

    Şeklinde gruplandırılmaktadır.

    Sermaye Kavramı

    Hukuki alanda sermaye kavramının genel olarak, bir ticaret girişimi ile amaçlanan sonuçların gerçekleştirilebilmesi ve yürütülebilmesi adına gerekli olan, bu ticari iş için özgülenen para ve parasal değeri olan (paraya çevrilebilen) malların tümü, olarak izah edilmektedir.

    6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 127/1’de, sermaye şirketlerine sermaye olarak getirilebilecek değerler genel olarak sayılmıştır. Burada sayılan değerlerden bazıları; “Fikri Mülkiyet Hakları”, “Ticari İtibar”, “Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler” olmakla birlikte, Kanun koyucu fıkranın son bendini “Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer” şeklinde düzenlemiş ve sermaye olarak getirilebilecek değerlerinin ilgili maddede sayılanlarla sınırlı olmadığına işaret etmiştir.

    Fikri Mülkiyet Haklarının Ticaret Şirketlerine Sermaye Olarak Getirilmesi

    TTK’nın 342. ve 581. maddelerine göre, üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Ayrıca, fikri mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak değerlendirilebilmeleri için tescil edilmiş olmalarının zorunlu olduğunu da hüküm altına almıştır.

    Fikri mülkiyet haklarının ticaret şirketlerinin esas sözleşmelerinde parasal değerinin belirtilmesi gerekmekte olup, bu sebeple bu haklara ilişkin değer tespitinin yapılması gerekmektedir.

    Değerleme (Değer Tespiti)

    Fikri Mülkiyet Hakkının ayni olması nedeniyle, bir ticaret şirketine sermaye olarak konulmak istenildiği takdirde Hakkın parasal değerinin tespitinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Zira sermayenin korunması ilkesi doğrultusunda, konulan sermayenin parasal değerinin sabit olması esastır.

    Bir şirkete sermaye olarak konulmak istenen Fikri Mülkiyet Haklarının ve diğer ayni hakların değer tespiti, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesince atanacak bilirkişi tarafından gerçekleştirilmelidir. Bilirkişi değer tespit raporunda, her bir Fikri Mülkiyet Hakkına karşılık olarak Türk Lirası cinsinden bir parasal değer belirler. Raporun objektif, güvenilir ve hesap verme ilkesine uygun olarak tanzim edilmiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde, şirket kurucuları yahut diğer menfaat sahipleri bilirkişinin tanzim etmiş olduğu değer tespit raporuna ilişkin aynı mahkemede itirazda bulunabilirler.

    Bilirkişinin düzenlemiş olduğu değer tespit raporu doğrultusunda, Fikri Mülkiyet Hakkının parasal karşılığı, şirketin ana sermayesinde mutlaka belirtilmelidir.

    Özel Sicile Tescil

    Şirket ana sermayesinin ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescili gerçekleştirildikten sonra, 28453 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Şirketlerde Yapı Değişikliği ve Ayni Sermaye Konulmasında Siciller Arası İşbirliğine İlişkin Tebliğ uyarınca, Ticaret Sicil Müdürlüğü söz konusu Fikri Mülkiyet Hakkının şirket adına gerçekleştirilmesi için durumu ilgili özel sicile re’sen ve derhal bildirir. Bu bildirim üzerine ilgili sicil müdürü şirket adına tescili gerçekleştirir ve bu kurucu tescille Fikri Mülkiyet Hakkı kazanılır.

    Önem arz eden bir başka husus ise, bir ticaret şirketine sermaye olarak konulmak istenen Fikri Mülkiyet Hakkına ilişkin ayrıntıların (Fikri Mülkiyet Hakkına karşılık gelen parasal değerin uygunluğuna, Fikri Mülkiyet Hakkının şirkete sağlayacağı faydalara ve gerekliliğine vs. ilişkin) kurucular beyanında belirtilmesidir.

    ozgunhukukdf


    www.ozgunlaw.com

    Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız

    BİR CEVAP BIRAK